Kim ne derse, bugün etkili siyaset, hatta siyaset, bu duruma, örneğin başkanlık rejiminin varlığına itirazdan çok, bu (başkanlık) ya da benzer sistemin (yarı başkanlık) demokratik ve dengeli yapılanması sürecine katkıda bulunmak, bu süreçte yer almayı ifade eder. Kendisini siyaset dışına atan, mutlak itiraza kilitli muhalefetin ne yazık ki, hakim parti düzeninde, pek bir karşılığı bulunmuyor.
Siyaset, katılım ve anayasa meselesi son derece önemli… Unutmamak gerekir ki, Türkiye’nin yeni bir toplumsal sözleşmeye, yeni bir vatandaşlık tanımına, yargı düzenine, yamalı bohça haline gelmiş, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle iyice şirazesi bozulmuş 12 Eylül anayasasının yarattığı aksaklıklardan kurtulmaya ihtiyacı var.
Unutmamak gerekir ki, seçilecek yönetim sistemi hangisi olursa olsun, yeni anayasanın Türkiye’nin siyasi kültürü ve toplumsal dokusuna has kritik kimi sorunlara, kimi bünyesel sıkıntılarla nasıl yaklaşılacağı meselesidir.