Fakat şimdi gelecek kuşakların, Hazine arazilerindeki hakkı da satışa çıkarılıyor. Norveç böyle mi yapıyordu? İktisatçı Mahfi Eğilmez’in, vergi uzmanı Ozan Bingöl’ün yazdıklarını tararken şunu bir daha fark ettim: Böyle olmak zorunda değil. Geliri artırmadan önce gider, yeterince kısıldı mı? Yok, hemen öyle Beştepe’nin ışıklarına, makam araçlarının benzinine, korumaların kumanyasına getirecek değilim lâfı. Tasarrufa, vergi harcamalarını kısmakla niye başlanmıyor? Vergi harcaması; kasadan çıkan değil de girmeyen, vazgeçilen vergileri anlatıyor. İndirimdi, ertelemeydi, muafiyetti, şu teşvik, bu istisnaydı derken toplamaktan vazgeçilenler. 2023’te ne kadar mı tutuyor? Toplanacak vergilerin yüzde 27’si kadar. Hükümet, neredeyse vergilerin üçte birini almıyor.
Vergi avantajı ve ayrıcalıklarından kim yararlanıyor peki? Teşvik edilen sektörlere baktığınızda, işverene istihdam desteği ilk sırada. Peşinden de inşaat, enerji ve finans piyasası geliyor. Bu sektörlerin ayrıcalıklı vergi mükellefleri kimler? Ödül gibi kıyak mı, genel teşvik mi? Kamu müteahhitlerine sağlanan vergi kolaylıkları, zaman zaman haber oluyor. Ama vergi harcaması şeffaf değil. Kimlerden, hangi vergilerin alınmadığı bilinmiyor. Millet İttifakı, vazgeçilen vergi oranını en aza düşürmeyi vaat ediyordu. Hatta ekonomist Serkan Özcan’ın önerisi, yüzde 10’un altına çekmekti. Sonuçta vergisi tam alınmayanlar var. Toplanacak vergilerin üçte biri bırakılıyor. Bu yıl ikiye katlanan vergi hedefi, 4 trilyon 270 milyar lira. Gelecek sene ikiye katlanacak rakamsa 7 buçuk trilyon lira. Yani devletin sildiği, sileceği vergi alacakları; bu sene 1, seneye 2 trilyon liralarda. Vazgeçilen vergiler toplansa tuvalet kâğıdının KDV’si, benzinin ÖTV’si, arabanın MTV’si ikiye katlanmayacaktı. Başka yolu var, demek. Hazine arazileri satışa çıkarılıp halka ek vergiler, vergilere de zam konacağına muaf tutulan müteahhitlerden vergileri tam alınabilirmiş. Niye alınmıyordur ki?