Akif Beki: 20 yıl sonra hâlâ bankamatik memurlarını, ballı maaşları, makam odası ve konvoy saltanatlarını konuşuyoruz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Hatırlayın; kamu yönetimi reformu diye bir hazırlık vardı. AK Parti’nin ilk Bakanlar Kurulu’nun iki ana gündem maddesinden biriydi.

Ankara’nın kendinden topladığı abur cubur yetkiler, yerele dağıtılacaktı. Hantal ve obezleşmiş bürokrasi küçültülecek, devlet hizmetlerinde hız ve etkinlik sağlanarak vatandaşın hayatı kolaylaştırılacaktı.

Reformun amacı, ‘önce insan’dı. Önce devletlilerin itibarı değil.

Oysa bugün daha çok yetkiyi kendi tekelinde toplayan aşırı merkeziyetçi bir sistemimiz var.

Ve kamuda çalışan sayımız, 2003’te 2 milyon 187 bin kişiyken 2024’te 5 milyon 238 bine çıkmış.

Makam aracı ve odalarındaki lüks, şatafat patlamasını sormayın bile. En ücra ilçe belediyesi başkanları dahi ne eksiğim var, diye geri kalmamış.

Örneklerini sıralamaya gerek yok, THY’deki maaş ve personel saadetini anmak yeter.

Varlık Fonu kontrolündeki THY’de yönetici maaşları, maşallah Türkiye Yüzyılı’na koşar adım girmişti. Milyon liralardan başlayıp yüz bin liralara doğru yayılıyordu. İkramiyeler, kâr payları, huzur hakları da kaymağı.

Dahası var. Önceki 3 yılda THY çalışan sayısı sadece bin 500 kişi artmışken seçim yılı 2023’te 15 bin kişi daha kadroya doldurulmuştu.

Bunlara da tırpan vurulacak mı? Yoksa tasarruf rejimi dışında mı kalacaklar?

Sâdık kullara ulûfe dağıtımı, çiftlik-i hümayunlar filan padişahlıkta olur. Ama kamuda saltanat sürüldüğü bir gerçek. Son açıklanan tasarruf tedbirleriyle de bu israf düzeni kabul edilmiş oluyor. Gırtlağa kadar batılmış.

Bakalım, israfa son verilecek yerler arasında seçici davranılacak mı, davranılmayacak mı?

Akif Beki’nin yazısı