AKP çevresi ve medyası, başta fahri başkanları olmak üzere, IŞİD’in eylemleri söz konusu olduğunda, bunu genel bir terör ve terör örgütleri lanetlemesi içinde dile getirmeye özen gösteriyorlar.
Ankara Garı katliamında Tayyip Erdoğan’ın icat ettiği “kokteyl terör” kavramı bunun zirve noktasıydı. Şimdi de Başbakan, “Bu alçak terör örgütünü, adı ne olursa olsun, biz, millet, devlet ve hükümet olarak onunla mücadelemizi sürdüreceğiz” derken, örgütün adını telafuz etmemeye özen gösteriyor.
AKP’nin sözcüsü Yasin Aktay, son noktayı koyup, “Bütün terör saldırıları tek elden yönetiliyor” cevherini yumurtlayıp terörün kimliğinin hiç önemli olmadığını ilan ediyor. Hepimizin güvenliği açısından, umarız ki güvenlik güçleri de benzer şekilde düşünmüyorlardır.
Birçok örgütün farklı saik ve yöntemlerle, farklı hedeflere yönelik birbirinden farklı terör ve şiddet eylemlerini tek potada eriterek, bunların eylemlerini engellemeye çalışmıyorlardır!
Kendini İslam Devleti olarak adlandıran örgütün Türkiye’deki hücrelerinin eylemlerinin türü, amacı, hedeflediği kitle itibarıyla, örneğin Gülen Cemaati’ne atfedilen suç eylemleriyle herhangi bir karşılaştırma yapılması mümkün değil.
PKK’nin terör eylemlerine de başvuran, silahlı mücadele yürüten bir siyasal örgüt olması, onun ne IŞİD’le ne de iddia makamının FETÖ olarak adlandırdığı örgütle aynı siyasal, örgütsel ve kriminel düzlemde ele alınmasını mümkün kılar.