Ahmet İnsel: Çarşı'nın adil yargılanmasından bahsetmek mümkün olabilir mi?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Çarşı taraftar grubu üyesi oldukları iddia edilen bu kişilere sadece kamu malına zarar verme, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet, kamu görevlisinin görevini yaptırtmamak için direnme suçları yöneltilse, iddiayla eylem arasında bir bağ kurmak mümkün olurdu. Sanıklar kendilerini somut olarak savunabilir, iddia makamı da somut suç delillerini, varsa, gösterebilirdi.

Birkaç kişinin evinde ateşli silah bulunmuşsa, bu da ayrı bir dava konusu olabilirdi. Şimdi “darbeye teşebbüs” suçlamasının ağırlığı altında, bu kişilerin adil yargılanmasından bahsetmek mümkün olabilir mi? Bu iddiaya dayanak olan deliller ise komik. İki aklıevvelin telefon konuşması kaydı!

Mümtazer Türköne’nin sorusu çok yerinde: “Hükümet kumdan bir kale midir ki önüne gelen bir tekmede yıkmaya teşebbüs etsin?” Bu iddianamede öç alma arzusunun gözünü bütünüyle kararttığı bir iktidarın emrindeki gücün son derece kaba bir eylemi diğer daha somut bütün suçlamaları karartıyor? Son derece kaba, çünkü bu iddia ile sanıkların gerçekten cezalandırılmasının aslında mümkün olmadığını, başta iddia makamı olmak üzere, herkes biliyor. Amaç, kısa vadede dehşete kaptırmak, ürkütmek, pıstırmak, eylemsiz kılmak. Biliyorsunuz tedhiş eylemlerinin esas amaçlarıdır bunlar! Ergenekon, Balyoz, OdaTv, KCK davalarında güdülen amaçlardan bir kısmıyla arasında bir farkı yok.

Ahmet İnsel’in yazısı