Ahmet İnsel: Cadı avı eğilimi, muhafazakar-İslamcı ideolojinin içine girdiği bunalımını ifade ediyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Bugün Türkiye’de Gülen cemaati ile ilgili yürütülen temizleme/ arındırma/cezalandırma kampanyasının, sadece darbe suçuna katılmış olanlarla sınırlı kalmaması, darbeden önce işlenmiş suçların ortaya çıkarılması ve suçluların cezalandırılmasını da kapsaması sadece doğal değildir, elzemdir de.

Bu suçları işlemiş olanlarla organik ilişkileri olanların da zanlı muamelesi görmesi de normaldir. Bütün bunlar, ortada zaman içinde birçok farklı suçu örgütlü biçimde işlemiş bir şebekenin varlığına da işaret edebilir ve bu şebekeye dahil olanların, işledikleri suçlarla orantılı cezalara çarptırılmaları gerekir. Bu arada kurunun yanında yaş da yanabilir ama bunda kasıt yoksa bunun düzeltilmesi zor değildir. Bu sayının yüksek olması, suçların şahsi ve somut olarak ortaya konması durumunda, ortada bir cadı avı olduğu anlamına gelmez.

Cadı avı olgusunu belirleyen sayı değil, suçlayan gücün taşıdığı şüphenin veya kanaatin suçun ispatlanması ve suçlunun tespit edilmesi açısından yeterli addedilmesidir. Bugün Fethullah Terör Örgütü olarak tanımlanan gizli örgüt ve ilişki ağına yönelik somut suçlarla sınırlı olmayan kitlesel temizlik operasyonunun bir cadı avına dönme eğilimi göstermesinin yegâne nedeni bu fırsatçılık değildir.

Esas neden, bu cadı avını kışkırtanların, içine şeytan girdiğine inandıklarıyla aynı değerleri, aynı dünyayı, aynı ahlak kodlarını paylaşıyor olmalarının yarattığı büyük şoktur. Bununla baş etmek için başka çevreleri şeytanlaştırma ihtiyacı duymalarıdır. Bu nedenle bu cadı avı eğilimi, aynı zamanda, Türkiye’de egemen muhafazakâr-İslamcı ideolojinin içine girdiği büyük anlam ve güven bunalımını ifade ediyor.

Ahmet İnsel’in yazısı