Bizden biri… İçimizden biri… Bu topraklardan biri… Aynı gün içinde… İstanbul’da… İşinden gücünden edilmiş gazetecilerle buluşsa…
Yetmezmiş gibi… “PYD terör örgütü değildir” dese… Yetmezmiş gibi… Can Dündar’ın oğluna “babanla gurur duy” dese… Yetmezmiş gibi… HDP milletvekilleriyle bir araya gelse… Yetmezmiş gibi… Bildirici akademisyenlere tam destek verse…Yetmezmiş gibi… “Düşünce özgürlüğü çok mühim” dese… Ne olur?
En az sekiz muhtar toplantısında kulakları fena halde çınlatılmaz mı? En az kırk iki kez “eyyyyy” hitabına maruz kalmaz mı?
…En az yüz seksen kez “Terörist, hain, alçak” diye haykırılmaz mı?
…Ama eğer adınız “Joe”, soyadınız da “Biden” ise… Hiç korkmayın. Tasalanmayın. Siz koca Amerika’sınızdır.
Bir-iki mahcup sitemle, “Biden’ın programını kim hazırladıysa yanlış hazırlamış” tarzı minik laf dokundurmayla, “ama bu yaptığınız çok doğru değil bayım” türü alabildiğine alttan alıcı bir-iki tepkiyle, anlamlı bir sükûtla, süper bir anlayışla karşılaşırsınız.
Bunların dayılanmaları, abanmaları, şahlanmaları ya bizden birilerinedir ya da güçlerini yetirebildiklerinedir.