1974’te ABD başkanı Richard Nixon’ı düşüren ‘Watergate skandalı’nı ortaya çıkaran gazetecilerden Bob Woodward’ın, ABD Başkanı Donald Trump hakkında Beyaz Saray yönetiminden sızan bilgiler üzerinden yazdığı yeni kitap ABD’de gündemi salladı.

BBC Türkçe ve Vatan’ın aktardığına göre ‘Korku: Beyaz Saray’da Trump’ adlı kitapta yer alan iddialardan biri, Trump’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a suikast düzenlenmesini istediği.
Kitaba göre, Trump, Savunma Bakanı Jim Mattis’le görüşerek ‘diktatörün sonun getirilmesi’ talimatını verdi. Trump, “Esad’a suikast düzenlenmesini istiyorum” dedi.
Yazar, Trump’ın “Lanet olsun, onu öldürelim! (Suriye’ye) girelim ve öldürelim” dediğini öne sürdü.
Görüşmeden sonra Mattis, yardımcılarına bunları yapmayacaklarını, daha ölçülü olacaklarını ifade ederek hava saldırılarını devreye soktu.
ABD başkanı kitapla ilgili haberlerin çıkmasının ardından suikast iddiasını reddetti.
‘İlkokul öğrencisi gibi’
Kitapta, Trump’ın Kuzey Kore’yle füze krizini ve ABD’nin Kuzey Kore’den atılabilecek bir füzeyi Alaska’dan saniyeler içinde tespit edebilecek istihbarat operasyonu dahil ABD’nin bölgedeki faaliyetlerini de ciddiye almadığı ve hükümetin kaynaklarını Kore Yarımadası için harcamasını sorguladığı yazıyor.
Mattis, Trump’a “Bunu, 3’üncü Dünya Savaşı’nı önlemek için yapıyoruz” dese de Trump’ın toplantıyı terk etmesiyle Mattis yakınlarına ABD başkanının ilkokul öğrencisi gibi davrandığını, kavrama yaşının o ayarda olduğunu söylüyor.
‘O bir aptal’
Kitaptaki bir diğer iddia da Beyaz Saray Genel Sekreteri John F. Kelly’yle ilgili. Kelly bir toplantıda öfkelenerek Trump’ın bir aptal olduğunu söylemiş.
Sekreterin bir toplantıda “Onu bir şeye ikna etmeye çalışmak anlamsız. Aklını yitirmiş. Deli kasabasındayız. Neden buradayız, onu da anlamıyorum. Hayatımda yaptığım en kötü iş“ dediği öne sürülüyor.
Kelly de bu iddiayı yalanladı.
Adalet bakanına da sallamış…
Woodward’ın kitabında Trump’ın Adalet Bakanı Jeff Sessions’a da hakaret ettiğine dair de bir bölüm var.
Buna göre Trump, Rusya soruşturmasını denetlemesine izin vermediği için Sessions hakkında ‘hain’ ifadesini kullandı ve Sessions’ın aksanıyla dalga geçip “Bu adam zihinsel özürlü. Aptal bir Güneyli. … Alabama’da avukatlık bile yapamaz” dedi.
Masadan belge mi çalındı?
Üst düzey yetkililerin Trump’ın masasından belge kaçırmalarıyla ilgili bölümde de Beyaz Saray’ın eski baş ekonomi danışmanı Gary Cohn’dan bahsediliyor.
Trump’ın ticaret konusundaki sert milliyetçi tutumunu yatıştırmak isteyen Cohn’un, Güney Kore’yle ticari anlaşmadan çekilmeyi öngören bir mektubu imzalamaması için Trump’ın ‘masasından çaldığı’ belirtiliyor.
Kitaba göre Cohn daha sonra bir yakınına ‘ulusal güvenliği korumak için mektubu kaldırdığını ve Trump’ın mektubun orada olmadığını fark etmediğini’ söyledi.
Benzer bir durumun Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’yla (NAFTA) ilgili bir belge için de yaşandığı söyleniyor.
Trump, uzun bir süredir anlaşmadan çekilme tehdidinde bulunduktan sonra 2017 baharında anlaşmayı kesin olarak iptal etmeyi düşünüyordu. Yakın danışmanlarından Rob Porter’a “Neden hala yapmıyoruz? İşini yap. Ben oyalıyorsunuz. Bunu yapmak istiyorum” dedi.
Trump’ın talimatı doğrultusunda Porter, ABD’nin NAFTA’dan çekilmesini öngören bir taslak mektup hazırladı. Ama diğer danışmanlar bu kararın ekonomide ve dış politikada krize neden olacağı kaygısındaydı. Bunun üzerine Porter, Cohn’a danıştı ve Woodward’ın kitabına göre Cohn, “Bunu durdurabilirim. Masasından kâğıdı alacağım” diye yanıt verdi.
Ivanka’nın öfkesi
Kitapta Trump’ın üst düzey danışman olarak görev yapan kızı Ivanka Trump’ın da Beyaz Saray’daki yardımcılarıyla anlaşamadığı ve bir toplantıda Trump’a yakın isimlerden John Bannon’ın, “Sen kendini ne sanıyorsun? Sen sadece bir çalışansın!” diye çıkışması sonrası bağırarak “Ben başkanın kızıyım!” dediği anlatılıyor.
Rusya soruşturması da kitapta
Kitapta Rusya soruşturmasına ilişkin de dikkat çekici bir bölüm var.
Rusya soruşturmasında o dönem Trump’ı temsil eden avukatı John Dowd, müvekkilinin soruşturmayı yürüten özel savcı Robert S. Mueller’le konuşmaması tavsiyesinde bulunuyordu. Zira konuşursa ‘yalancı şahitlik’ suçu işlemiş olabileceğine inanıyordu.
Bunun üzerine Dowd, kaygısını anlatabilmek için Trump’la Rusya soruşturmasında ifade vermeye gitmesi durumunda sorulabilecek sorularla bir deneme yaptı. Provoke edici, tezatlık ve yalan içeren bu deneme sorguda Trump köşeye sıkışında öfkelendi ve “Bu lanet olası bir oyun” diye başladığı 30 dakikalık sorgu denemesini “Gerçekten ifade vermek istemiyorum” diye noktaladı.
Kitaba göre Dowd, mart başında Mueller’e neden Trump’ın ifade vermesine engel olmak istediğini de şu sözlerle anlattı: “Orada oturup (Trump’ın) bir aptal gibi görünmesine izin vermeyeceğim. Sonra da Washington’da hiçbir şey gizli kalmadığı için sen de ifadeyi yayımlayacaksın ve ülke dışındaki adamlar ‘Sana aptal olduğunu söylemiştim. Lanet bir ahmak olduğunu söylemiştim. Neden bu aptalla uğraşıyoruz’ diyecekler.”
Gazeteci Woodward’a göre Mueller’in cevabı da “John, seni anlıyorum” oldu. Mart sonunda da avukat Dowd, ABD’de hapishanede tutukluların giydiği turuncu üniformalara atıfta bulunup Trump’a “İfade verme. Ya bu ya da turuncu üniforma” dedi.
Ama bir ABD başkanının ifade vermeyi reddederek düşeceği konumdan kaygılanan Trump “İyi bir tanık olacağım” dedi. Dowd da Trump’a “İyi bir tanık değilsiniz. Sayın başkan, korkarım artık size yardımcı olamam” cevabını verdi ve ertesi gün istifa etti.
Kitabın yayınlanmasının ardından Trump, “Kötü bir kitap daha” derken, Beyaz Saray da iddiaların eski küskü çalışanlar tarafından uydurulduğunu öne sürdü.
Vatanım Sensin/Amerika: Beyaz Saray’dan bir köstebek Trump’a karşı makale yazdı