Abdülkadir Selvi: Yeni dönemin şifresi, 'uhulet ve suhulet'

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Bizim memlekette yargı ne yazık ki dağıttığı adaletle ya da verdiği kararlarla anılmıyor. Ortada marazi bir durum var. 24 Nisan geleneksel Siyasete had bildirme ve Anayasa Mahkemesinin 52. kuruluş yıldönümü törenleri şeklinde icra ediliyor.

Bu bize evrensel hukuk ambalajı altında servis edilmeye çalışılmıyor mu, en çok da ona ifrit oluyorum. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın 32 sayfalık konuşmasında evrensel hukuktan yapılmış hangi norm transferi, hangi içtihat vardı?
En kritik yönü de, mahkeme başkanları önlerine gelecek konularda ‘ihsas-ı rey’ de bulunuyorlar.

Başbakan Erdoğan, bireysel başvuru kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. Başbakan’ın talebi kendisine, ‘sığ’ diyen, ‘Gömlek değiştirdi’ ithamında bulunan Haşim Kılıç’ın başında bulunduğu mahkeme tarafından görüşülecek. Hükümete bu denli negatif bakan Haşim Kılıç’ın başında olduğu Yüce Divan eğer sevk edilirlerse 4 bakanı yargılayacak.

Ha bir de gerginlik konusu var. Önce gerginliği üretiyorlar, sonra ülkede gerginlik var diyorlar. Ama onlar konuşuyor, gerginliğin kaynağı olarak gösterdikleri kişi ise susuyor. Dikkatinizi çekti mi bilmem ama Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine girildiği andan itibaren Başbakan, sinirleri alınmış birisine döndü. Evet paralel yapıya meydan okuyor, hesaplaşacağım diyor. Ancak önceden olsa volkanik patlamalar yapacağı olaylar karşısında bile ‘Uhulet ve suhuletle’ hareket ediyor.

Haşim Kılıç o konuşmayı yaparken bir ara yanındakiler Başbakan’ın o anda kalkıp salonu terk etmesinden endişe etmişler. Başbakan bırakın salonu terketmeyi, söyleyeceği çok şey olmasına rağmen Haşim Kılıç’a cevap bile vermedi. Yeni dönemin şifresi, ‘uhulet ve suhulet.’

Abdülkadir Selvi’nin yazısı