Erdoğan’ın adaylığı ile birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimi de ayrı bir mana kazandı. Çankaya her zaman rejimin bekçisi, gözetleyicisi, milli iradenin terbiye edicisi olarak görüldü. Darbe dönemlerinde cuntalarla işbirliği yapan asker Cumhurbaşkanları gördük.
12 Mart’ta Cevdet Sunay kendisini seçen Demirel’in değil, muhtıracıların yanında yer aldı. 12 Eylül’de Fahri Korutürk, ‘Ben buradayken darbe yapmayın. Ben indikten sonra yapın’ diye yol gösterdi Evren’e. 28 Şubat’ta Demirel, Çankaya’yı Batı Çalışma Grubu gibi kullandı.
Sadece bir Cumhurbaşkanı seçmeyeceğiz. Adı Çankaya olan, kendisine rejimin hamiliği görevi verilen, eski Türkiye’nin vesayet sistemini tasfiye edeceğiz.
O nedenle hayatı vesayet kurumlarıyla mücadele ile geçmiş olan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı çok anlamlı. Çankaya, son bir kale olarak kaldığı sürece eski Türkiye kolay kolay tasfiye edilemiyor.