BAHADIR KAYNAK*
2007 yılında, henüz küresel ekonomik kriz uç vermemişken ve başta Çin olmak üzere birçok yükselen ekonomi dünyadaki enerji talebini sürüklerken, petrol fiyatları rekor üstüne rekor kırarak 147 dolar/varil seviyesine kadar ulaşmıştı. Hızla büyüyen dünya ekonomisinin yanısıra yüksek getiri arayan fonların da talebiyle sadece petrol değil, tüm emtia fiyatları tarihi rekor seviyelere ulaştı. Tüketiciler panik içerisinde kesintisiz yükselen fiyatların nerede duracağını merak ederken, fiyatların bir yıl gibi kısa bir sürede 200 dolar seviyesine ulaşacağı spekülasyonları da yapılıyordu.
İki kırılma noktası

Bugün geriye baktığımızda ise önemli iki kırılma sayesinde enerji fiyatlarında aşağı yönlü bir hareketin başladığını görüyoruz.
Öncelikle 2007 sonlarında ABD emlak piyasasında başlayan ve ertesi sene finans sektöründeki yaşanan panikle beraber 1929’dan beri en derin ekonomik krize dönüşen çalkantı, büyümeyi ve enerji talebini düşürmeye başladı. Petrol fiyatları sert bir düşüşün ardından bir miktar toparlandı ancak 2007 seviyelerinin uzağında kalmaya devam etti.
İkinci ve daha yapısal unsur ise 2008 yılından itibaren kaya gazı ve kaya petrolü konusunda ABD’de yaşanan teknolojik devrim sayesinde dünya enerji arzında yaşanan belirgin artış oldu. Kısa sürede dünyanın en büyük LNG ithalatçısı olan ABD doğalgazda kendine yeter hatta ihracat yapabilir kapasiteye ulaştı.
ABD hem Suudi Arabistan’ı hem de Rusya’yı geçecek
Doğalgaz maliyetleri Avrupa’nın üçte birine Asya’nın beşte birine düşen ABD ekonomisi ticari rakipleri karşısında ciddi bir rekabet üstünlüğü elde etti. Petrolde ise ABD ve Kanada’da günlük üretim artışları 4 milyon varili buldu ki bu rakam Suudi Arabistan dışındaki tüm OPEC üyelerinin kapasitesinden yüksek bir rakamı ifade ediyor.
Çok kısa bir süre içerisinde bu teknolojik devrim sayesinde ABD hem Suudi Arabistan’ı hem de Rusya’yı petrol üretiminde geçmiş olacak. Tüketim miktarı çok yüksek olduğundan net ithalatçı konumunu sürdürse bile ABD enerji konusunda dışa bağımlılık bakımından oldukça rahatlamış olacak. 2005 yılında ABD’nin toplam petrol tüketiminin yüzde 60’ını dışarıdan sağladığını düşünürsek bu rahatlamanın boyutlarını anlayabiliriz.
Çin faktörü
Diğer birçok ülke de bu kaya gazı ve petrolü konusunda çalışmalarını sürdürürken artan arz sebebiyle enerji fiyatları aşağı yönlü ciddi bir baskı altına girmiş bulunuyor.
Bu yıl içerisinde Çin ekonomisinin de büyüme hızının yüzde 7,5’lar seviyesinde kalacağı tahmin edildiğinden petrolün varil fiyatı tekrar 90 doların altını gördü.
Devrimci etki
Ortadoğu’da bunca siyasi belirsizliğin ve çatışmanın olduğu bir dönemde enerji fiyatlarının aşağı doğru seyrini sürdürmesi yeni teknolojilerin arz yönünde yarattığı devrimci etkinin çok net bir göstergesi.
Fiyatlar 75 doların üzerinde kaldığı sürece ABD’deki firmalar üretimlerini ve yeni kaynaklara ulaşmak için yatırımlarını sürdürebilir. Rusya ve Venezüela gibi ABD’yle sorun yaşayan ülkeler ciddi gelir kayıplarına uğrarken aralarında bizim de olduğumuz tüketici ülkeler de bu yeni eğilimden istifade edebilir. Ama arz tarafındaki patlama ve küresel ekonomik büyümenin zayıf seyri fiyatlarda sert düşüşlere sebep olursa hem ABD’li üreticiler hem de Suudi Arabistan gibi kilit müttefik ülkeler sıkıntı yaşayabilir.
Irak-İran-Suudi Arabistan üçgeni
Tam da bu sebeplerle çok ciddi üretim potansiyeline sahip Irak’ın bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi sebebiyle kapasitesini tam kullanamaması önem taşıyor. Siyasi istikrar, barış ortamı ve yabancı yatırımlarla günlük üretim kapasitesini 6 milyon varile çıkarma potansiyeline sahip Irak mevcut durum sebebiyle bu hedefi giderek ötelemek durumunda kalıyor. Irak petrollerinin devreye girmesi halinde enerji fiyatlarını çok daha baskılayacak bir durumun ortaya çıkacağı düşünülebilir.
İran’ın da uzun yıllardır süren ambargolar sebebiyle piyasa dışı kalmasının benzer bir etki yarattığını söylemek gerekir.
Arz fazlasının fiyatları iyice aşağı çekmesi halinde ise iş OPEC’in kilit üyesi Suudi Arabistan’ın üretimi kısmasına kalıyor. Ama Ortadoğu’da kan gövdeyi götürdüğünden bu tedbire de ihtiyaç kalmıyor.
Mevcut duruma bakıldığında özellikle Irak ve Suriye’de yaşanan kaosun petrol fiyatlarında sert düşüşleri engellediğini söyleyebiliriz. Enerjideki arz yönlü teknolojik devrimin etkisini sürdüreceği düşünüldüğünde, Ortadoğu’daki karmaşanın devam etmesi bazılarına çok da kötü bir fikir gibi gelmiyor olabilir. Hep beraber göreceğiz.
*Akademisyen