'LGBTİ+ bayrağı' davası: Polis Boğaziçilileri yumruklayıp 'rehine pazarlığı' yapmış

CANAN COŞKUN

canancoskun2@gmail.com 

@canancoskun

Boğaziçi Üniversitesi’nden 12 öğrencinin ‘kayyım rektör’ Prof. Dr. Melih Bulu’yu protesto eylemlerinde ‘LGBTİ+ flaması taşıdığı ya da yanında durduğu için’ yargılandığı davaya bugün devam edildi. Mahkeme, öğrencilerin derhal beraat talebini tekrar reddetti.

Boğaziçi’nde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın atadığı ‘kayyım rektör’ Bulu’ya karşı eyleme geçen öğrencilerin 1 Şubat’ta düzenlediği gösteride okulun kapısının girişine çıkıp LGBTİ+ bayrağı açtığı için N.D. adlı öğrenciye fakültesi tarafından soruşturma başlatılmıştı. Disiplin kurulu 25 Mart’ta toplanacağı için N.D. dahil toplam dört öğrenci, N.D.’ye destek olmak amacıyla aynı gün LGBTİ+ bayrağı taşıyarak üniversitenin iki kampüsü arasında yürürken gözaltına alınmıştı. Öğrencilerin gözaltına alınmasına tepki gösteren sekiz öğrenci de Kuzey Kampüs girişinde gözaltına alınmıştı. Öğrenciler bir gün sonra adliyeye götürülmüş, haklarında altı aydan üç yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlanıp dava açılmıştı.

İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmaya sanık öğrenciler ve avukatları katıldı. Duruşmayı Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil ve Uluslararası Af Örgütü’nden Tarık Beyhan da takip etti. Duruşma salonunun kapısında da davaya özel olarak getirilen polisler bekletildi. Duruşmada avukatlar ve Kadıgil, gökkuşağı bayraklı maske taktı. 

‘LGBTİ+ bayrağı kriminalize edilemez’

Duruşmada ilk savunmayı yapan öğrenci N.D. 25 Mart günü polisin ‘Dağılın’ uyarısını duymadıklarını belirterek şunları söyledi: “Herhangi bir gösteri veya eylem söz konusu değildi. Okuldaki soruşturmama giderken elimizde bayrak olduğu iddia ediliyor. Eylem ve protestonun demokratik bir hak olduğunu biliyorum. Ayrıca LGBTİ+ ve gökkuşağı bayrağı terörle ilişkilendirilip kriminalize edilemez. Bunun ayrımcılık yasağına aykırı olduğunu düşünüyorum. Gözaltına alındığımızı polis aracına bindirildikten 2.5 – üç saat saat sonra öğrendik. Darp edilerek kimliklerimize ve cep telefonlarımıza el kondu. Avukatlarımıza ve ailelerimize haber vermemize izin verilmedi.”

Öğrenciler E.K., E.Y. ve M.G. de N.D. ile birlikte üniversitenin Güney Kampüsü’nden Kuzey Kampüsü’ne yürüdüklerini belirterek, bu sırada bazılarının sırtında LGBTİ+ bayrağı olduğunu ifade etti. Yürürlerken slogan atmadıklarını, bayrağı sallamadıklarını söyleyen öğrenciler, polislerin ‘Dağılın’ uyarısı yapmadan etraflarını sardığını ve kimlik tespiti yapılacağı gerekçesiyle kendilerini otobüse bindirdiklerini belirtti. Yaklaşık iki-üç saat sonra gözaltında olduklarını anlayan öğrencilerin cep telefonlarına da el konduğu ifade edildi.

‘Bir polis yüzüme defalarca yumruk attı’

Dört öğrencinin alıkonmasından sonra sekiz öğrenci de arkadaşlarının serbest bırakılması için bir araya gelmişti. Sekiz öğrenciden biri olan C.Ö., ifadesinde arkadaşının gözaltına alındığını duyduktan sonra Kuzey Kampüs’e doğru gittiğini anlatıp şunları söyledi: “Bir kalabalık olduğunu gördüm ve oraya doğru ilerledim. Üzerimde bayrak, flama vs yoktu. Polislerin bir uyarısı da olmadı. Polisler oradaki kişilerin etrafını sardı ve bize çıkış için koridor açmadı. Bir polis yüzüme defalarca yumruk attı. ‘Siz kampüsün içine girerseniz arkadaşlarınızı yanınıza yollayacağız. Girmezseniz gözaltı yapacağız’ dedi.”

‘Darp edildiğim rapora geçti mi bilmiyorum’

Öğrenci E.Y. de kargaşa içinde polisin saçını çektiğini belirterek “Korkudan kenara çekilip direğe tutundum. Tutunurken polis elime vurdu. Bu durumu darp raporu almaya gittiğimde doktora söyledim. Rapora yansıyıp yansımadığını bilmiyorum. Uzunca bir süre elim yaralı gezdim” dedi. E.Y., polisin “Aç çantanı” diyerek çantasını aradığını, ancak bir arama kararı gösterilmediğini söyledi. Öğrenci Y.G. de polisin kalkanla omzuna vurduğunu, hastaneye darp raporu almaya gittiğinde omzunun röntgeninin çekilmesini istediğinden kabul edilmediğini söyledi. 

‘Bu yargılama nefret suçudur’

Diğer beş öğrenci de benzer ifadelerde bulundu. Öğrencilerin avukatlarından Levent Pişkin, LGBTİ+ kişilerin 50-60 yıldır dünyada tanınma çabası verdiğini belirterek özetle şunları söyledi: “Elimde gördüğünüz bayrak bir gökkuşağı bayrağı. Dünyanın her tarafından LGBTİ+ kişilerin varoluşu için bir imge. Bir kutsiyeti yok. Bu bayrağın yasak olmasıyla ilgili bir karar yok. Ben bu maskeyle salona girebiliyorsam öğrenciler de üstlerinde bunu taşıyabilirler. 90’lardaki başörtü yasağı gibi bir durum bu bizim için. Bunun engellemek tamamen keyfidir. Burada yargılanması gereken öğrencilerin haklarını engelleyen kolluktur.”

Avukat İrem Yener de öğrencilerin alıkonması ile ilgili suç uydurulduğunu belirterek “Bir varoluş nedeniyle savunma yapmaktan hicap duyuyorum. Bu yargılama nefret suçudur, ayrımcılık yasağına aykırıdır. Dahası LGBTİ+ kişileri hedefe koymaktır. LGBTİ+ bayrağı taşımak ne zamandan beri gözaltı sebebi” diye sordu. 

Mahkeme, ara kararında öğrencilerin derhal beraat talebini reddetti. Haklarındaki yurt dışına çıkışı yasağını ve duruşmaya katılma zorunluluğunu kaldıran mahkeme, bir sonraki duruşmanın 13 Ekim saat 10:00’da yapılmasına karar verdi.

Ne olmuştu?

Okuldaki Güney Kampüs’ün ana giriş kapısı üzerinde N.D. isimli öğrenci 1 Şubat’ta LGBTİ+ bayrağı açmış, bu sebeple üniversitede hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştı. Disiplin kurulu 25 Mart’ta toplanacağı için N.D. ile birlikte toplam dört öğrenci, N.D.’ye destek olmak amacıyla aynı gün LGBTİ+ bayrağı taşıyarak üniversitene iki kampüsü arasında yürürken gözaltına alınmıştı.

Öğrencilerin gözaltına alınmasına tepki gösteren sekiz öğrenci de Kuzey Kampüs girişinde gözaltına alınmıştı. Öğrenciler bir gün sonra Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürülmüştü. Onlar adliyedeyken bina önünde toplanan öğrenciler gözaltıları protesto ederken gözaltına alınmıştı.

Tarih hataları

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Celal Sarıdere’nin hazırladığı iddianame, bu ‘gözaltı sarmalı’ndan dolayı ‘tarih hataları’ barındırıyor. Örneğin, olay günü olarak ana giriş kapısında LGBTİ+ bayrağı açılan gün olarak yazılmış. 26 Mart’ta yapıldığı belirtilen çadır kurma yarışması ve ‘Konserli Kasap Havası Atölyesi’ de iddianamede yer alıyor.

Savcı, iddianamede öğrencilerin ‘LGBTİ+ flamasını omzuna sardığını’ ve ‘LGBTİ+ renkleri, bayrakları açarak eylem yapan grubun içerisinde’ bulunduğunu belirtiyor. Ancak iddianamede bunun nasıl bir suç oluşturduğuna ilişkin herhangi bir tespit bulunmuyor.

İddianamede, polise direnme suçlamasıyla gözaltına öğrencilerin ‘terör arşiv kayıtlarına’ bakıldığı, kayıtlarda bir şey bulunmadığı da belirtiliyor.

Boğaziçi’nde ‘LGBTİ+ bayrağı taşıma’ davası: Beraat taleplerine ret

Boğaziçi Üniversitesi’nde 12 öğrenci gözaltına alındı