Kuşkusuz, her kesimin Ayasofya’nın nasıl bir kimlik taşıması gerektiği konusundaki bakışı farklı olabilir. Ayasofya’nın insanların bakışında temsil ettiği değerler, iç dünyalarında yüklendiği çağrışımlar da farklı olabilir.
Konu bu bakış farklılıkları değildir. Mesele Ayasofya’nın statüsünün yeniden camiye çevrilmesinden sonra örneklerini verdiğimiz şekilde bu mekândan doğrudan Atatürk’e yönelen suçlamaların, saygısız ifadelerin giderek tekrarlanan bir kalıp haline gelmesidir. Bu kadirbilmezliğin artık bir son bulması gerekiyor. Ayrıca, insanların her gün ibadet etmeye gittikleri bir mekânın sıkça bu tartışmalarla birlikte anılması da rahatsız edici bir durumdur.
Bu suçlamalar Atatürk’ün bıraktığı mirası, ışık tuttuğu değerleri ve Türk toplumunun ona olan sevgisini herhangi bir şekilde tahrip edebilecek, gücünü zayıflatabilecek şeyler değildir. Zaten o miras belki bir kılıç değil ama bir zeytin dalını uzatarak tüm insanlığa barış mesajını vermeye devam ediyor.