Refik Anadol'un sergisi yine gündemde: Bu kez 'çekemeyenler'e dev anten hediyesi var!

AYDİL DURGUN

aydildurgun@diken.com.tr

‘Yeni medya sanatçısı’ Refik Anadol’un İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle gerçekleşen ‘Makine Hatıraları: Uzay’ adlı sergisi ‘Yoğun ilgi! Kapısında kuyruk oluştu‘ haberleriyle gündemdeydi. Şimdi de sanatçının ’70 metrelik anten hediyesi’yle konuşuluyor.

Fotoğraf: kultur.istanbul

Pilevneli Galeri’de 19 Mart’ta açılan ve ‘yoğun ilgi’ nedeniyle bir uzatma kararı alınmazsa 25 Nisan’a kadar ziyaret edilebilecek sergi Ekrem İmamoğlu’nun sergiyi gezmesiyle dikkat çekti.

Aslında birkaç günce önce konuşulmaya başlamıştı sergi. Çünkü İmamoğlu’nun sergiyi gezmesi aslında kendisini 15 Mart’ta belediyenin Saraçhane’deki binasında ziyaret eden Anadol’a bir nevi iade-i ziyaretti.

Anadol basın bülteninde ifade edildiği üzere ‘İstanbul’da bugüne kadar gerçekleşen en büyük sergi’sinde, ziyaretçilere sanal bir yolculuk vadediyordu.

Anadol sanatseverlere astronomik araştırmaların insanlık tarihindeki yeri ve uzayla ilgili büyük veri kümelerine ışık tutan yeni bir kavramsal çerçeve sunmayı amaçlıyordu. Anadol’un daha önce sergilenmemiş son dönem çalışmalarından oluşan sergide sanatseverler eserlerin yapım aşamalarını videolar aracılığıyla görebilecetkti.

NASA ve Google’la yaptığı işbirlikleri öne çıkan sanatçı bir hafta önceki Instagram paylaşımında ‘sergiye muazzam ilgi ve sevgi’ için sonsuz teşekkür etmişti.

‘Kuyruk bekleyen İstanbullu’ya’

Derken sanat eleştirmeni Ayşegül Sönmez sergiyle ilgili dört bölümlük bir eleştiri kaleme aldı.

Kurucusu olduğu Sanatatak’taki yazısında şöyle diyordu Sönmez: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği, NASA’ya giriş kartı bulunan yeni medya sanatçısı Refik Anadol’un iki farklı veri heykeli verleştirmesinden oluşan Makine Hatıraları sergisine varacak bu yazı. Ancak hemen değil! Sanat ve estetiğin yakın tarihinde kısa bir yolculuk yapacak öncelikle. Bu sergiyi görmek için pandemiye rağmen Pilevneli Gallery’nin önünde kuyruk bekleyen İstanbullu, hikayenin, bir sergilik değil de uzun versiyonunu dinlemeyi hak ediyor bana kalırsa…”

Dediği gibi de yaptı, sanat ve estetiğin yakın tarihine kısa bir yolculuktan sonra son yazısında şu ifadelere yer verdi: “Anadol, pek çok veriyle çalışan sanatçı gibi ses, rüzgar, ısı, Bluetooth, LTE, Wi-Fi sinyali, fotoğraflar, hava alanı istatistikleri, notalar gibi aklımıza gelen her tür veriyi GAN, t-SNE, RNN gibi açık kaynak programlarla devşirirken kendi deyişiyle ‘insanlığa yepyeni bir dünyanın kapısını açıyor.’

Peki ama bu ‘yepyeni bir dünyanın kapısı’ mı gerçekten?

Bu kapı, her şeyden önce insanlık için, insanlığın yararı için biriktirilmiş bir arşiv.

Toplumsal bir hafıza ve toplumsal belgelerden oluşuyor.

İnsanlığın yararı için biriken veri, yani yararlı bir faaliyet, Anadol gibi veri sanatçıları tarafından büyüklü küçüklü yerleştirmelerle yararsız, yani sanat haline geliyor.

Verinin toplandığı bağlam örneğin meteoroloji odası ya da bu sergide olduğu gibi NASA.

Sönmez, “İnsanlık için yararlı faaliyetlerin toplamı olan veri bilimi, sanat için yararlı olmayan bir etkinliğe sanat adında bir alana göç ederken biz izleyici neredeyiz ve belki de en mühimi kimiz?” diye sorduktan sonra şöyle devam ediyordu:

“Yüksek duvarların karşısında insan olarak küçücük kaldığımız, katılımcısı, aslında katkı sağlayanı, malzemesi olduğumuz bu görsellik, ticari değeri olan büyülüymüş gibi yapan teknoloji biçimleri ve araçlarından başka bir şey değil.

O şeye ‘sanat’ diyebilir miyiz?

‘En çağdaş çağdaş sanat’ hatta?

Bana kalırsa hayır.

Ama en azından çağdaş sanat demek için tekniğin nasıl açığa çıkarılışına dair elimizde veriler olması şart.

Ne kadar K pikselden yapıldığı? Kaç tane projeksiyon ile yansıtıldığından ziyade sormamız gereken ilk soru belki de maruz kalınan görselliğin, bu yararsız güzelliğin, büyüleyici, göz kamaştırıcı ışıklı yerleştirmenin ortasında bizim kim olduğumuz!

Ardından buna İBB Kültür AŞ’nin yaptığı desteğin keyfiliğinden pekala şikayet edilebilir.

Kamuyu, kamuya açık araçlarla özelleştiren bir projeksiyonun yine belediyenin kültür dairesi yani kamu tarafından desteklenmesini ciddi bir kriz olarak son derece paradoksal düşünebiliriz.”

Dev anten hediyesi!

Fotoğraf: Instagram

Anadol’dan dün bu eleştiriye cevap niteliğinde bir paylaşım geldi: “Sevgili dostlar yine aynı elitist sanat akademisyenleri maalesef sergimizin başarısını hazmedemiyorlarmış. Normaldir. Yokluktan, hiçlikten ve negatifikten beslenirler. Yeni hiçbir şey söylemezler! Sanat halka inince hep böyle yaparlar :)”

Bu hikaye paylaşımına eşlik eden görsel için de “Onlara buradan 70 metrelik DNS anteni hediyem olsun:)” diye yazdı.

Sönmez ise bu paylaşıma karşlık bugün Instagram hesabından şu cevabı verdi: “Bir sanatçının @refikanadol eleştiri karşısındaki bu tavrına mı, bu tavrın içerdiği aşağılayıcı, memleket siyasetinde hep maruz kaldığımız, ayrımcı, bilgiyi küçümseyici tona mı, eleştiri karşısındaki tahammül sınırının bu kadar yok olmuş olmasına mı, neye şaşıracağımı bilemedim. @sanatatak ta geçen hafta yazdığım Refik Anadol’un Hatırlattıkları yazılarımdaki eleştiride ne kadar haklı olduğumu da görebiliyorum öte yandan. Ama bir eleştirmen için haklı haksız olmak değil tartışmak esastır. Belirli estetik, siyasi ve toplumsal kavramları tartışmaya açmak. Bir sergi kamuya biraz da bu yüzden açılır. Fiziksel kuyruklar kadar düşünsel kuyruklar da oluşturmak için.

Bu sanatçı açıklaması ibretliktir. @refikanadol un adeta evde tutamadığı yüzde elliye nasıl güvendiğini göstermesi, işaret ettiği Türkiye siyasetindeki egemen kutuplaşma ayrıştırma aşağılama açısından tarihidir. Büyük harflerle bir eleştirmen yayıncı olarak KINIYORUM!!!!”

Anadol ise ‘anten şakasının farklı yerlere’ çekilmesi üzerine bir mesaj daha paylaştı.

Bu arada son bir not; büyükşehir belediyesinin özel desteğiyle sergiyi gezmek ücretsiz. Ancak serginin tamamı galoşla gezilebiliyor. Yanınızda getirmezseniz 5 liraya galeriden satın alabilirsiniz.