Resmi kurumlar ‘adı konmamış’ bir dini düzene göre dizayn edilirken, gündelik yaşama her geçen gün farklı bahanelerle politik İslam’ın ajandasına göre ayar çekilirken sessiz kalan düzen içi muhalefet yine türban–Ayasofya gibi iktidarın sevdiği başlıklarla köşeye sıkıştırılmak isteniyor. CHP ödün üzerine ödün verse de ‘dinsiz’, ‘vesayetçi’ damgasından kurtulamıyor. O zaman neyin ısrarı, neyin tavizi bu?
İktidar karşısında nasıl dik durulacağını bilememenin nedeni sağa açılım hülyasının zihinleri esaret altına alması. İktidar keyfi bir biçimde hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamalarında içki satışını durduruyor, muhalefet ülkenin kurucusuna ‘ayyaş’ diyenler bana ne demez diye düşünerek bu saçmalığa dair iki çift laf edemiyor. Saray kendine biat edenleri sanatçı sayıp diğerlerini ‘makbul‘ kültür camiasının dışına itelerken, muhalefet sanat dünyasıyla dinamik özgürlükçü bir ilişki kuramıyor. Aynı muhalefet esas tartışmayı ana eksene yani yargının iktidara bağlanmasına çekeceğine Sağlar’ın Aktroller tarafından linç edilmesine seyirci kalıyor. Erdoğan’ın CHP’de görev alan başörtülü kadınlar için ‘vitrin mankeni’ demesini ‘başörtülüleri bölemezsiniz‘ gibi kimlikçi bir yerden bertaraf etmeyi deniyor.