Ayasofya’daki bu yeni düzenlemeyi ‘2020 torbasından felaket ve gözyaşı çıktı’ başlığı altında -seneye damgasını vuran felaketlerle yahut Kovid19 felaketinden kaynaklanan gelişmelerle beraber- zikreden Sözcü gazetesi elbette halt etti, en azından ciddi bir editoryal hata yaptı.
Üç gündür o halt veya hata konuşuluyor, Sözcü’ye tepki yağıyor.
Söylenecek her şey söylendi, söyleniyor.
Ekleyeceğim bir şey yok.
Elimde olsa çıkaracağım bir şey var ama.
Sözcü’ye haklı olarak tepki gösterilirken (Ayasofya’daki yeni düzenleme Sözcü’nün o manşet haberinden bağımsız olarak savunulurken de) zaman zaman Ayasofya’yı millî kimliğimizin merkezine yerleştirmek gibi bir tavır sergileniyor ya; bence çok abartılı ve sanılanın aksine millî şuuru besleyen değil zedeleyen bir tavır bu.
Başka bir medeniyetin şaheseri olan Ayasofya’ya bu konumu biçtiğimizde, kendimizi bir nevi ‘edilgenleştirmiş’ oluyoruz.