Geçtiğimiz pazar günü, öğleden sonra Kadıköy’e geçmek üzere köprüdeyken tatsız bir tesadüf, yükselen dumanı gördük. Köprünün üzerinden görüldüğü kadarıyla Vanî Mehmed Efendi Yalısı tutuşuyor gibiydi. Tabii durup bakmak mümkün değildi. Maalesef biraz sonra öğrendik ki Boğaz’ın sevimli camilerinden, Vanî Mehmed Efendi Camisi tarihe karışmış.
İşin hazin tarafı yanan sırf kâgir, ahşap caminin kendi değil, içindeki hat ve tezhip gibi koleksiyonlardı. Bunların yerine konması mümkün değil. Daha sonra caminin elektrikli zemin ısıtma tertibatıyla donatıldığını duydum. İhmal ve yanlışlığın ağır bastığı görülüyor. Kısa bir müddet önce vakfa devredilmiş, Vanî Mehmed Efendi Vakfı’na. Vanî Mehmed Efendi, Osmanlı içinde ismi en çok geçen ulema (ilmiyye) sınıfı üyelerindendir. Neredeyse Akşemseddin Molla, Ebussuud Efendi, Bostanzâde Yahya Efendi, Köprülüzâdeler ve Ebu İshakzâdeler kadar çok anılır.
İstanbul’un çehresini çizen vakıf eserlerinin hâlâ ihmal edildiği ve iyi denetimden geçirilmediği bu olayla da anlaşılıyor. Boğaz’ın son etkin manzarası da kasıtlı veya kasıtsız gözümüzün önünde yükselen dumanla uçtu gitti.