Ertuğrul Özkök: Yeni Türkiye'nin yeni siyasi adabımuaşereti yerlerde sürünüyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Tepedeki kabiliyetli belagat, aşağıdaki bir kabiliyetsize, çakma belagat olarak miras kalırsa, aşağıdaki çakma belagat de, ülkeye bunca yatırım yapmış, bunca hizmet etmiş, üstelik hayatı boyunca demokrasiye bütün yüreği ile bağlı kalmış bir Cem Boyner’e meşrebine uygun biçimde saydırmaya başlar. Attığı lafa, ettiği küfre bakarsanız da meşrebinin ne olduğunu, adabımuaşeret treninin hangi sınıfında seyahat ettiğini hemen anlarsınız.

Bir de şunu anlarsınız.  Belagat çakmaysa, çıktığı ağız da mukallit olur.  Mizah zekâsı dersen, bula bula, Cem yerine Jim demeyi bulmuştur.

Bir de öteki vardır. Üst kattaki üstün büyük öfkesi, alt kattaki, kraldan fazla kralcı astın öfkesine sirayet ederse, aşağıdaki yeteneksiz öfke, büyüğünkini ağzı bozuk Türkçesi ile işte böyle tercüme eder. Sapla samanı, akla karayı, sandıkla kasayı birbirine karıştırır. Bir bakarsınız ağzından şu cümle çıkıvermiş: “Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda bizim adamlar seçilmezse, o seçimi gayrimeşru ilan ederiz…”

Rejim öyle bir rejim haline gelmiş, güç öylesine yozlaşmış, ağızların ayarı öylesine bozulmuş, asfalyalar öylesine atmıştır ki… Normal demokraside “Oha” denilecek bir lafa, iki kelime etmeye bile çekinirsiniz. Her gün kızdıkları insanların ensesinde boza pişiren Yeni Türkiye’den bir tek adam veya kadın da kalkıp, “Yahu bu ne biçim laf” demez, diyemez.

Yeni Türkiye’nin yeni siyasi adabımuaşereti işte budur. Kibir dağlarının eteklerinde dolaşan kibircikler… İtirazın mı var… Şikâyetini bildireceğin merci bellidir. Kapısında da büyük harflerle Marko Paşa yazar.

Ertuğrul Özkök’ün yazısı