Ortaöğretimde de başörtüsü serbestliğinden ve özgürlüğünden yanayım.
Serbestlikten ve özgürlükten yanayım ama bildiğim bir şey de var: Bu hükümet, ortaöğretimde başörtüsünü özgür bırakarak… Toplumsal özgürlük adına bir adım atmış falan değil. Çünkü bu hükümet, muhafazakârların hak ve talepleri dışındaki hiçbir konuya “özgürlükçü bir bakış” ile yaklaşmıyor.
… Uzatmayalım. Kısacası… Sadece muhafazakâr kesimin talepleri söz konusu olduğunda özgürlükçü… Onun dışındaki tüm alanlarda baskıcı ve yasakçı… Bir hükümet var karşımızda.
İşte bu nedenle… Ortaöğretimde başörtüsü serbestliği getirilmesini “demokratikleşmenin ve özgürleşmenin bir parçası” olarak görmek mümkün değil. Hükümetin derdi, “özgür bir toplum” değil. Eğer derdi bu olsaydı… Muhafazakârların dışında kalan kesimlerin dertlerine ve sorunlarına da “özgürlükçü” yaklaşırdı.
Eğer sadece kendi dünya görüşüne, kendi hayat tarzına uygun olan konularda özgürlükçü, diğer konularda yasakçı ve baskıcı olunursa… Atılan adıma “özgürlükçü adım” denmez. Peki ya ne denir? Şunlar denir: Kendi dünya görüşüne, kendi yaşam tarzına uygun bir toplum yaratmak için adım atıyor denir. Özlediği toplumsal düzen adına mühendislik yapıyor denir. Bunun da özgürlükçülükle falan bir ilgisi yoktur.