Ama, Türkiye’nin dış politikasının, 49 rehine serbest bırakıldıktan sonra bile IŞİD’e “rehin kalmaya” devam etmesi, her şeyden daha fazla, Kürtler ile ilişkilerde ortaya çıkması muhtemel sorunlara yol açacak.
Irak Kürtleri’nde –Barzani yönetimi açısından özellikle söz konusu- Erbil IŞİD tehdidi altındayken Türkiye’nin kılını kıpırdatmamasından ötürü duyduğu “hayal kırıklığı”nın derinliğini, “birinci ağız”dan öğrendim. Dahası, sözünü ettiğimiz “hayal kırıklığı”nın gayet iyi farkında olan İranlıların, Kürt yönetimine “Türklerle ilişkinizi çok ileri götürmemeniz konusunda sizi uyarmıştık. Fazla açılıp saçıldınız. Gördüğünüz gibi haklı çıktık” mesajını vererek, “nüfuz alanı”nı genişletme hamlesine girişmiş olmaları. Türkiye’de pek değerlendirilmedi ama “Erbil-Bağdat hattı”nda bilinen bir konu bu.
En önemlisi, Türkiye ve Suriye Kürtlerinde, Türkiye-IŞİD ilişkilerine dair –üstelik rehinelerin serbest kalması sonrası- Kobani üzerinden oluşmuş olan algı.