Ahmet Hakan: Kobani'ye giden Kürt gençlere 'bik bik' yapanlar bir daha düşünsün

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Aç da haritaya bir bak: Kobani dediğin yer Fizan’da falan değildir.

Urfa var ya Urfa… İşte o Urfa’nın kazası Suruç’un bir mahallesidir Kobani. Suruç’tan yüz adım atsan… Bir de bakmışsın ki Kobani’desin.

-Suruç’un evleri ile Kobani’nin evleri sırt sırtadır.

-Suruç’tan bağırsan Kobani’den duyulur.

-Suruç ile Kobani akrabadır: Amca oğullarını, dayı kızlarını Berlin Duvarı gibi bir duvar bile değil, sadece bir tel örgü ayırır.

-Suruç’ta pişen yemek Kobani’de yenir.

-Kobani’de demlenen çay, Suruç’ta içilir.

Velhasıl Suruç ile Kobani arasında zerre kadar bir uzaklık yoktur. Ne maddi olarak, ne manevi olarak…

… “Nasıl olur da Kürt gençleri Kobani’ye savaşmaya gider” diye “bik bik” yapanlara hatırlatırım: Kobani’ye savaşmaya gitmek… Polisin, otoritenin, güvenliğin kalmadığı bir yerde…  Hiçbir tereddüt göstermeden ve hiçbir şeyi umursamadan… Yan binadaki komşuya ya da karşı mahalledeki akrabaya yardıma koşma refleksi göstermekten başka bir şey değildir.

Ahmet Hakan’ın yazısı