IŞİD’in elindeki Türk rehinelerin kurtarılmasının ardından, Türkiye’ye yönelik dış baskıların artacağı tahmin edilmez bir durum değildi. Ankara’nın bugüne kadarki makul mazereti ortadan kalkınca Batı’nın, ABD’nin IŞİD üzerinden yürüyecek olan Irak-Suriye operasyonlarına katılması için baskılar daha da artacaktır.
ABD Ankara’ya baskısını artırırken, “IŞİD’e destek ve işbirliği kuşkusu” gibi netameli ve tehlikeli bir kartı da oynamaktan çekinmemektedir. Bu kart, görüşmelerde, ikili ve çoklu temaslarda nasıl oynanmaktadır bilemeyiz. Ama özellikle Amerikan medyası bu kartı sürekli olarak Türkiye’nin önüne getirmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sert tepkisine yol açan Hacı Bayram Veli Camii haberi de, Türkiye’den IŞİD’e katılmalarla ilgili haberler de, Türkiye’deki hastanelerde tedavi gören yaralı IŞİD militanları haberleri de bu kartın oynanması olarak tekrarlanmaktadır.
IŞİD saldırılarından kaçan on binlerce insan Türkiye sınırını geçerek canını kurtarmaya çalışırken, bunların arasındaki bazı yaralıların ya da Suriye’deki muhalif kuvvetler içinde yer aldığını söyleyerek gelen yaralılara Türkiye’deki hastanelerde tedavi verilmemesi için bir gerekçe ileri sürmek aşırı güçtür. Sınırda on binlerce kişi hareket halindedir, bunların içinde kimin ne olduğunu ayırt etmenin aşırı zorluğunu da açıklamaya bile gerek yok.