Underargument isimli iç çamaşırı markası modellerini görmeden, yalnızca hikayeleri üzerinden seçiyor.

İç çamaşırı modeli denince akla kusursuz vücutlara sahip insanlar geliyor. Her ne kadar son yıllarda beden olumlama, farklı etnik kökenden modellerle çalışmak gibi trendler moda çekimlerinde bir pazarlama strateji olarak kullanılsa da Underargument markasının yaratıcısı bunu daha da öteye taşıyarak hiç görmediği modelleri ürünlerini tanıtması için işe alıyor.
Normandiya’da büyüyüp Britanya’ya yerleşen markanın yaratıcısı Maïna Cissé’ye göre asıl mesele hikayeler. Markasına modellik yapmak için başvuranlardan koleksiyonlarının temalarına göre değişen kendi öykülerini yazmalarını istiyor. Cissé bu öykülere göre model olarak işe alacağı kişileri, herhangi bir görüntüsünü görmeden seçiyor.
Bu yöntem özellikle ince, beyaz modellerin ‘erkek bakışı’ için seksi pozlar verdiği bir sektörde radikal gelebilir. Ancak Cissé’ye göre amaç meseleyi vücutlardan uzaklaştırmak, kadınlara “Bir vücuttan daha fazlasısın, hikayen değerli” mesajı vermek.
Bu da başta bir pazarlama stratejisi gibi görünse de modellerin gönderdiği öyküler böyle olmadığını gösteriyor. İstismar üzerinden hikayesini anlatan da var, cinsiyet rolleri üzerine düşüncelerini yazan da, çok eşliliği tartışan da…

Zaten markanın kurucusu da bunun bir trend olarak uygulanmasına karşı. Daha önce pazarlama alanında çalışırken markaların beyaz olmayan ya da kıvrımlı modelleri kullandığı için övgü beklediğini görmek onu çok rahatsız etmiş. Katıldığı bir konferansta büyük bir iç çamaşırı markasıın direktörünün ‘çeşitlilik trendini benimsediklerini‘ anlatması onu çok etkilemiş: “Bu beni derinden sarstı. Çünkü insanlar ve azınlıklar trend değildir. Model gibi görünmeyen insanlar bir trend değildir.”
Markaya haftada yaklaşık 50 başvuru olduğunu belirten Cissé, bu başvurular sonucu model olarak işe aldığı mankenlerin markanın gelişiminde etkili olduğunu, beden skalasının bu sayede genişlediğini ve çeşitlendiğini belirtti.