AKP'li yetkiliye göre İstanbul Sözleşmesi'yle ilgili karar haftaya netleşebilir

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye ilişkin tartışmalar sürerken, sözleşmeye yönelik tutum AKP’de karşıt seslere yol açıyor. Partiden üst düzey bir yetkiliye göre sözleşmeye ilişkin karar haftaya netleşebilir.

Fotoğraf: Twitter

‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi’, daha yaygın adıyla İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılmış, 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girmişti.

Sözleşme kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin standartlar getiren ilk belge özelliği taşıyor.

Türkiye bu sözleşmeyi kabul etmesine rağmen uygulamadaki eksiklikler nedeniyle eleştiriliyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre yalnızca temmuz ayında 36 kadın, erkek şiddeti nedeniyle yaşamını yitirdi.

‘Yarı yarıya bölünme’

Reuters’ın konuyla ilgili bilgi sahibi üst düzey AKP yetkililerine dayandırdığı haberine göre, parti içinde sözleşmeden geri çekilme konusunda yaklaşık yarı yarıya bir bölünme var.

Fotoğraf: DHA (Arşiv)

AKP’den üst düzey bir yetkili, sürece ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Parti içinde sözleşmeden çekilmeyi savunanlar yüzde 51 gibi ama karar yok. Halen değerlendirmeler oluyor. Son kararı en geç haftaya vermiş oluruz. Cumhurbaşkanı başkanlığında bunun kararı verilecek. Şu anda sözleşme taraftarı olan ve sözleşmeyi savunanların yanı sıra bunun kayda değer bir oy kaybına neden olacağını düşünenler de var.”

‘Tek yol sözleşme değil’

AKP’li bir başka yetkili ise sözleşmenin ‘baştan hata’ olduğunu savunarak, şu ifadeleri kullandı: “Türk aile yapısına zarar veren yönleri var ve bunun etkilerini görüyoruz. Kadına karşı şiddeti azaltmanın tek yolu sözleşmeye taraf olmak değil. Elbette kadına yönelik şiddetin hoş görülmesi kabul edilemez. Cinayetlere kim ‘Olsun’ diyebilir ki? Ama cinayeti önlemenin tek yolu da sözleşmeye taraf kalmak değil.”

‘Eşcinsel birlikteliklere kapı aralanıyor’

“Eşcinsel birlikteliklere kapı aralanıyor burada. Bunun kabulu mümkün değil” diyen yetkili şöyle devam etti: “Erdoğan’ın imzaladığı kararnameyle bu sözleşmeden Türkiye çekilebilir. Oy kaybı olur mu, emin değilim. Anketler açıklanıyor, daha çok AK Partili vatandaşlar çekilsin yönünde gibi duruyor ama toplumun geleceği ve aile için bu sözleşmeden çekilmekte yarar var. Burada oy kaygısı gütmemek gerekiyor. Gelecek hafta Erdoğan başkanlığında bu değerlendirilecek ve çok gecikmeden artık karar verilir.” 

‘Medeni dünyadan koparma hamlesi’

CHP Parti Meclisi üyesi Gamze Taşcıer ise Türkiye’nin sözleşmeden ‘Türk aile yapısına uygun olmadığı ve kadınları olumsuz etkilediği gerekçesiyle’ geri çekilme ihtimalinin ‘Türkiye’yi medeni dünyadan koparma hamlesi olarak’ nitelerken, bunun ‘AKP’nin azalan oyları ve bozulan ekonomi karşısında gündem değiştirme çabası’ olduğunu savundu.

Taşcıer, şöyle konuştu: “Biz her gün bu kadar kadın cinayeti ve kadına yönelik şiddet yaşanırken ‘Bunun uygulamasındaki eksiklikleri nasıl giderebilirim, nasıl iyi bir uygulama yöntemini hayata geçirebiliriz?’ diye bunları tartışmamız gerekirken, İstanbul Sözleşmesi’ne çekince koymak, sözleşmeden çıkabilme ihtimalini konuşmak Türkiye’yi medeni dünyadan kopartma hamlesidir.”

KADEM ve TÜGVA ikiliği

Taşcıer, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın başında bulunduğu Kadın ve Demokrasi Derneği’nin (KADEM) İstanbul Sözleşmesi’ni savunduğunu ancak oğlu Bilal Erdoğan’ın bulunduğu TÜGVA’nın ise sözleşmenin kaldırılmasını desteklediğini ifade ederek, bu ikiliğe dikkat çekti.

Fotoğraf: DHA

TÜGVA’nın geçen ay başında Twitter hesabındaki açıklamada şu ifadeler yer almıştı: “Aile-toplum yapımızla örtüşmeyen cinsiyetsizlik ve bir kısım lobilerin dayatması olan bu sözleşmeden Türkiye imzasını çekmelidir.”

KADEM ise İstanbul Sözleşmesi’ni, ‘kadınlara yönelik her tür şiddete karşı hukuki çerçevede detaylı bir koruma sağlayan ilk uluslararası belge’ olarak tanımlayan bir açıklama yapmıştı.

‘Biliyor ki üç-beş yıl yatıp çıkacak’

CHP’li yönetici, sözleşmenin uygulanmasında, kolluk güçlerinin sözleşmeyle ilgili bilgisinin çok eksik olduğunu da sözlerine ekledi.

“Kravat taktı diye iyi hal indiriminden yararlanıyorlar… Gittiğimiz tüm davalarda erkeklerde aynı savunmayı görüyoruz” diyen Taşcıer ekledi: ‘Erkekliğime laf söyledi, ben de namusumu temizledim. Üç-beş yıl yat çıkarım’ diyor. Çünkü biliyor ki gerçekten üç-beş yıl yatıp çıkacak.”

Anlaşmadan çıkılmasının fiili olarak çıkma ihtimalinin düşük olduğunu düşündüğünü belirten Taşçıer, “Ama üst ağızlardan bunun söylenmesi her zaman için bizim dikkatli ve tetikte olmamız gerektiğini de gösteriyor” dedi.

‘İyi polis-kötü polis oynuyorlar’

Sözleşmenin imzalandığı dönemin koşullarında Avrupa Birliği’yle (AB) ilişkilerin bunu gerektirdiğinin altını çizen Taşcıer, şöyle devam etti: “Ama bu dönemin koşullarında da ekonomiyi tutamıyorsunuz, çok ciddi bir artan işsizlik var. Her geçen gün geriye giden bir anket sonuçları var . Dolasıyla daha çok baskıyı ve daha çok belli bir kesimin ağırlığını hissettirecek hamleler yapmaya çalışıyorlar. İyi polis-kötü polis oynuyorlar. Bir taraftan cemaatlere göz kırpıyorlar, bir taraftan ‘Medeni dünyadan kopmuyoruz’ diyorlar. Bir taraftan sosyal medyayı yasaklamaya çalışıyorlar, bir taraftan da gençlerle yol yürüme telaşı…”

AKP’li Kalsın: ‘İstanbul Sözleşmesi toplumu bozuyor’ demek akla ziyan bir tutum

Metropoll anketi: On kişiden altısı İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmayı onaylamıyor

KADEM’den homofobik LGBTİ mesajı: Gayri ahlaki hareketle mücadeleyi sürdüreceğiz

AKP’li Kaya’dan İstanbul Sözleşmesi çıkışı: Ayasofya’ya denk gelmesi ‘manidar’

KADEM, ‘İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasın’ dedi

TYS: İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek kadınlara savaş açmak demek

AKP’li Kalsın: İstanbul Sözleşmesi neden dokuz yıl sonra günah keçisi oldu?