46 bin üyesi olan İstanbul Barosu’nun yerine her 2 bin kişiye bir baro esasına göre, tam 26 baro olacaktır. Her aklına gelen etnik grup, tarikat, dernek, kulüp, siyasi parti 2 bin üyeyi bulur bulmaz kendi barosunu kurabilecek ve dünyanın en büyük barosu unvanına sahip İstanbul Barosu’nun yerine değişik etnik veya siyasi grupları ya da tarikatları temsil eden 23 tane baro olabilecektir.
Barolar aynı zamanda kamusal hizmet gören, avukatlara eğitim vermenin yanı sıra avukatlık ruhsatını da veren kamu kuruluşlarıdır. Şimdi 23 baronun olduğu bir yerde hangi baro bu işlevleri yüklenecektir? Hangi baro avukatların disiplin işlerine bakabilecek ve yaptırım gücüne sahip olacaktır?
Bu sistemi kimsenin uygulamaması boşuna mı?
23 barolu İstanbul uygulamasıyla yargı parçalanmayacak mı?
23 barolu İstanbul’da etnik ve siyasi çekişmeleri de içeren, barolar çatışması olmayacak mı?
Herkesin kendi kafasına göre kendi barosu olması, avukatların üyesi oldukları baro dolayısıyla damgalanmasına yol açmayacak mı?
Herkesin kendi barosu uygulamasını ardından herkesin kendi hukuku diye çok hukukluluk istemi gelirse ne yapacağız? Baro çokluğunu hukuk çokluğu mu izleyecek?