IŞİD, Türkiye’nin başına nasıl bela oldu? Ezcümle şöyle: Ankara, yani AKP hükümeti, Esad diktatörlüğünün halk ayaklanması karşısında dayanamayacağı, birkaç ay içinde devrileceği hesabını yaptı.
Bu korkunç derecede yanlış hesabın muhakkak ki baş sorumlusu, Ortadoğu’nun kendisinden sorulduğu iddiasıyla ortaya atılan, 200 –2014 arasında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’dur.
Bu hesap yanlış çıkınca Ankara, ABD’nin başını çekeceği bir koalisyonla Esad’ın devrilebileceği hesabına yöneldi. O hesap da tutmadı. Türkiye’ye sığınanların sayısı hızla artıp 1,5 milyona dayanırken Ankara, anlaşılıyor ki, bu kez umudunu Esad’a karşı en kararlılıkla savaşan radikal İslamcı örgütlere bağladı.
Bu hesabın da tutmayacağı, bunların Türkiye’yi tehdit ettikleri anlaşılıncaya kadar da El Nusra’ya doğrudan, IŞİD’e dolaylı yollardan destek verdi. Kürdistan Bölge Yönetimi’nin yaptığı uyarılara rağmen Musul Konsolosluğu personeli (anlaşılamayan nedenlerle) tahliye edilmedi ve IŞİD tarafından rehin alındı.
Ve şimdi elindeki 49 rehine nedeniyle Ankara, IŞİD’e karşı uluslararası koalisyona İncirlik üssünü tahsis etmekten dahi kaçınmak zorunda kaldığı bir konuma düştü.
Bütün bu yanlışları yapan bir hükümetin nasıl olup ayakta kalabildiği, hele bütün bu yanlışların baş sorumlusu olan kişinin nasıl olup da (Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin tam isabetli tanımıyla) Bakanlar Kurulu Başkanlığı’na getirilebildiği sorulmaya değer bir sorudur.
Cevabı da bellidir: Cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan tarafından Hizmet Hareketi’ne karşı kararlı tavır alması bu makama getirilmesi için yeterli görülmüştür.
Dışarıda çeşitli radikal İslamcı gruplara destek veren bir hükümetin içeride radikal İslamcılığın karşısındaki en kararlı güç olan Hizmet Hareketi’ne savaş açmış olmasındaki ironi, umarım giderek daha iyi görülecektir.