Wall Street Journal gazetesinin dün yayımladığı “Ankara’daki Olmayan Müttefikimiz” başlıklı analizine bakıp da zannetmeyin ki, Türkiye’nin derdi “Batı’nın müttefiki olup olmamak”… Bir kısım yandaş medya, yarın öbür gün kuvvetle muhtemel ki “Yahudi gazetesi” etiketi eşliğinde Wall Street Journal’a bakıp Ankara’daki “antiemperyalist” ruhla ilgili sayıklamalar yapacak. Neyse ki biliyoruz, onların “antiemperyalizm” retoriklerinin arkasında sadece kendi “emperyal hayalleri” yatmakta.
Hayır, Türkiye, “Batı karşıtı” yahut “antiemperyalist” cephede yer alan bir siyasi heyet tarafından yönetilmiyor. Bakmayın siz meydanlarda iç politikaya tüketim malzemesi sağlayan retoriğe; Saraybosna’dan Kahire’ye, Şam’dan Yemen’e uzanan ümmet söylemlerine… Türkiye, Batı’ya her dediğini yaptırabileceğini zanneden “kifayetsiz muhteris” diye tabir edilebilecek bir zihniyet tarafından yönetiliyor, o kadar…
Türkiye’yi yöneten siyasi heyetin, kendi çıkarları ve zihniyet dünyasının ihtiraslarını gerçekleştirebilmek emeliyle Ortadoğu’nun farklı din ve mezheplerden halklarının bombalanmasına ilkesel ve etik açıdan hiçbir itirazı bulunmuyor. Türkiye’nin komşusu olan bir ülkede dünyanın dört yanından devşirilmiş İslamcı militanların silah zoruyla “rejim değişikliğine” gidilmesine de, eğer kendi arzuları gerçekleşmiş olacaksa hiçbir itirazı yok. Bu bağlamda başka ülkelerin “egemenlik haklarının ihlal edilip edilmemesiyle” de bir sorunu yok.
Wall Street Journal’ın yorumundaki “Türkiye müttefik olmaktan çıktı” saptaması ise “kibir” filan değil, Batı’nın “real politik” okuması ve “tehdit algısının” tezahürü, o kadar… Resmi söylemde ABD yönetiminin bunu benimsemesini de beklemeyin. Lakin zihin kodlarının tezahürüdür.