Uzun zamandır uyarıyorum: “Herkes bu günlerin ardından karnesiyle karşı karşıya kalacak” diye. Saçma sapan bir iddianın peşine takılıp günlerdir tartışma yürütenlere bakıyorum, ortaya saçılan cümleler içinde eksik olan tek şey: ‘Hakikat!’ Doğru soruları sormadan, açıklayıcı yanıtları almak mümkün değildir. O halde akla gelenleri hemen soralım:
Eğer bir kimse gazeteciyse, edindiği özel haberi niçin başkasına verir?
Yılların gazetecisi dedikodu ile haberi ayırt edecek deneyime sahip değilse, ona gazeteci denir mi? Eğer bu farkı biliyor da ısrarla kulağına fısıldananı yazmakta ısrar ediyorsa, bu yapılan işe ne ad verilir?
Bu süreç çok tuhaf değil mi? En başarılı döneminde siyasal bir parti nasıl böyle bir tuzağa düşer? Gayet kolaydır bu saçmalığı bertaraf etmek. Ama anlaşılan o ki, pek de hafife alınacak bir durum değil yaşanan.