En az 100 tane Hacıbayramlı genç IŞİD’e katılmak üzere Suriye’ye gitmiş. Memlekete daha kaç tane Hacıbayram var?
Bu sorunun cevabını arayanların başında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olsa gerek. Hoca’nın stratejik derinlik peşinde koşarken önümüze koyduğu fatura ortada.
“Rehinelerin başına bir şey gelir” gerekçesiyle basını sansürleyen iktidar Amerika’nın IŞİD’e yönelik hava saldırılarını kamuoyu önünde kınıyor. Ama el altından “Amerikalılara müdahale edin diye sürekli biz bastırdık” haberini yayıyor. Ne hikmetse görüştüğüm üst düzey Batılı yetkililer bu baskılardan bihaberler.
Kimse kendini kandırmasın. Gerçekler ortada: Bölgedeki en yakın stratejik müttefikimiz dediğimiz Irak Kürdistan’ının başkenti Erbil’in IŞİD’e düşmesine ramak kaldı. İmdadına Türkiye değil, İran ve Amerika yetişti. Bir de PKK’nın Suriye kolu, YPG.
Sincar Dağı’nda mahsur kalan 20 bin kadar Ezidi’yi, Türkmen, ve Hıristiyan’ı kurtarıp güvenli bölgelere ulaştıran YPG bölgenin yükselen yıldızı, uluslararası basının sevgilisi hâline geldi…
Dış politikadaki pırıltılı yılların asıl mimarı 2003 ile 2007 arasında Dışişleri bakanlığını yürüten Cumhurbaşkanı Abdullah Gül idi. AK Parti’yi bugünlere taşımakta en az Erdoğan kadar emeği geçen de…
Cumhurbaşkanı oldu memleketin ve AK Parti’nin çivileri oynadı. Simdi utanmadan sıkılmadan AK Parti’nin sözde yenilikçileri, veya yazar Levent Gültekin’in tabiriyle “Erdoğanistler” Gül’ü kastederek “kimseye diyet borcumuz yok” diyorlar.
Ne var ki bu tablodan hoşnut olduğu anlaşılan Başbakan yerini Davutoğlu’na bırakmaya hazırlanıyor. Sadakatin “in” liyakatin “out” olduğu “yeni” Türkiye hepimize hayırlı olsun.