Cumhurbaşkanı ise ‘Kürtler’le ‘terör örgütünün Suriye kolu YPG arasındaki ayrımı bir daha anlatma fırsatı buldu.
Senatörlerle ya da yönetimle görüş ayrılıklarını gidermedi gerçi. Taraflarda bir kanaat değişikliğine yol açmadı bu karşılaşma. O yönde bir işaret yok.
Yine de tezlerin çatışmasından bir patlama çıkmadı, ortam elektriklenmedi, kötü senaryo yaşanmadı.
Bilakis, basın toplantısında Trump’ın ağzından espri ve ironi kılığında gazetecilerin başına patladı gerilim. Hiç umar mıydınız!
Sakındığı bütün lafları, soru soran misafir gazeteciler üzerinden sokuşturdu.
Ev sahibi Başkan’ın, manalı gülücüklerle güya yumuşatarak yaptığı kaba göndermeler, yakışıksız ve alaycı imalar yenilir yutulur cinsten değildi.
İnceden yerme, aşağılama sanatındaki maharetini Sabah yazarı Hilal Kaplan üzerinden konuşturması, her şeyin önüne geçti.
Varsa yoksa…Trump nasıl ‘yandaş’ demeye getirdi, ne biçim ‘gazeteci olduğundan emin misin, memur olmayasın’ diye alaya bozdu, nasıl da anladı, rezil etti bıraktı…