İnsan Hakları İzleme Örgütü: Erdoğan demokrasinin altını oydu

 

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kazandığı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Türkiye’ye sert bir uyarı geldi.

New York merkezli örgütün Türkiye temsilcisi Emma Sinclair-Webb’in kaleme aldığı bir makalede, Türkiye’de insan haklarının gerilediği ve 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının demokratik standartlarda ele alınmadığı vurgulandı.

Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanı herkesin haklarını koruyacak mı?’ başlıklı makalenin tam metni şöyle:

‘Demokrasi erozyona uğradı’

fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

 

Erdoğan, Türkiye’nin halk oylamasıyla seçilen ilk cumhurbaşkanı. Üç dönem başbakanlık yapmış ve iktidardaki AKP’nin de lideri olarak Erdoğan’ın, Türkiye’nin modern tarihinde  önde gelen bir yer sahibi olacağı kesin.

Fakat bu durum, Erdoğan’ın son iki yılda gücünü pekiştirmesiyle birlikte Türkiye’de insan haklarının ve demokrasinin ciddi bir biçimde altını oyduğu gerçeğini gölgelememeli.

‘Askeri vesayetin bitmesi yeterli değil’

Türkiye’de askeri vesayet günlerinin son bulması, ülkenin halka tam anlamıyla hesap verebilen bir hükümete veya bağımsız olmakla kalmayıp kanunların herkes için geçerli olmasını garanti altına alan bir yargı sistemine sahip olduğu anlamına gelmiyor.

‘Gezi’nin hemen ardından…’

Bakan ve bakan çocuklarının karıştığı yolsuzluk soruşturmasının Aralık ayında patlak vermesinden bu yana, Erdoğan ve iktidardaki partisi kanunları kendi gündemlerine göre değiştirmeye ve sosyal medyayı susturmaya girişti.

Yolsuzluk soruşturmasına defalarca müdahale ettiler, adli yargı sistemini bütünüyle yeniden düzenlediler ve bu süreçte, muhaliflerine ve kendilerini eleştirenlere saldırarak, siyeseten kutuplaştırıcı bir söylem benimsediler.

Bütün bunlar, Gezi protestocularının geçen yıl adeta şeytanlaştırılmasından ve polisin şiddet içeren taktikleriyle protestocuların bastırılmasına arka arkaya beyan edilen desteğin ardından geldi.

‘Kürt sorununda çözüm iddiası çelişkili’

Erdoğan pazar günkü zafer konuşmasında, ”Sadece bana oy verenlerin değil, 77 milyonun cumhurbaşkanı olacağım” diyordu. Buna, onu Twitter’da eleştirenler de dahil mi? Ya hükümetteki rakipleri?

Eğer Türkiye insan haklarının herkes için geçerli olduğu demokratik bir ülke olacaksa, o zaman yeni cumhurbaşkanı dahil bütün kilit oyuncuların mevcut insan hakları krizini ele almak için acil adımlar atması lazım.

Bütün vatandaşlar için demokratik ve haklara saygı gösteren bir ortamın yokluğunda, Kürtlerle başarılı bir barış süreci çelişkili görünüyor: Nihayetinde, Türkiye’nin Kürt sorununun merkezinde de bir insan hakları ve adalet sorunu yatıyor.

‘Vatandaşlar haklarına sahip çıkacak mı?’

Gazeteciler Erdoğan’ın aynı anda nasıl hem cumhurbaşkanı olarak iktidarını koruyup hem de AKP’yi kontrol etmeye çalışacağını tartışadursun, Türkiye’nin vatandaşları uzun vadede hesap veren bir hükümet ve siyasi liderlerini soruşturma hakkını talep edecek mi?

Bu sorunun yanıtı, aynı zamanda Türkiye’nin demokratik geleceğinin de anahtarı.