Lamı cimi yok, hangi istatistiki yorumu yaparsanız yapın; kazandı. Yaklaşık yüzde 52’de olsa –bugüne dek AKP’nin herhangi bir seçimde elde ettiği oy oranının üzerinde- ilk turda kazandı.
Son derece parlak ve başarı kişisel kariyerini, Çankaya’ya halk oyu ile çıkan ilk Türk cumhurbaşkanı olarak taçlandıran Tayyip Erdoğan’ın, cumhurbaşkanlığını, “başkanlık-yarı-başkanlık rejimi”ni yerleştirmek için değerlendireceğine ve bu yönde hamleler yapacağına, bu amaca ulaşmak için bir “takvim” oluşturacağına ve hamle zamanlamalarını belirli “taktik” adımlarla yerine getireceğine kimsenin kuşkusu olmamalı.
Böyle davranacağını, Abdullah Gül’ün AKP genel başkanlığı ve dolayısıyla başbakanlığına mecbur kalmayacak şekilde, halıyı onun ayaklarının altından, daha seçilişinin 24 saati dolmadan çekerek ortaya da koydu zaten.
Aksine neler söylenirse söylensin; neler yazılırsa yazılsın, Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ile “iktidar paylaşımı”nı hiçbir vakit istememişti. Aslında, 2007’de onun cumhurbaşkanlığını da istememişti ki, 2014’te kendi “başkanlık rejimi”nin önüne set çekecek olan başbakanlığını istesin.