Akdoğan ayrıca AK Parti’de herkesin genel başkan olabileceğini, Erdoğan’ın lider sıfatıyla bu dönüşümü kendisinin yapmasının doğal olduğunu söylüyor, “Biz ‘Yeni Türkiye’ idealinin ve Erdoğan’ın yanındayız” diyordu.
Bu sözleri şöyle okumak da mümkün: Kuruluş vurgusuyla hem Gül, hem de genel olarak davanın muharip gazilerinin kast edildiği açık. Onlara saygıyla bu zamanki hizmetlerinden dolayı teşekkür ediliyor. Şimdi davanın gençlere aşılanması nöbetin yeni nesil savaşçılara devredilmesi gerekmektedir. Ve dava artık “Yeni Türkiye ve Erdoğan” olmuştur.
Erdoğan’ın artık davaya değil kendisine bağlı bir AK Parti kuşağı mı istediği ayrı bir yazı konusu olabilir. Keza Gül’ün bu aşamadan sonra, 28 Ağustos’tan sonra AK Parti’ye üye olmak mı isteyeceği, olursa (artık gençlere emanet edilecek) Partiyi Parlamento seçimleri öncesi bir Genel Kurul’a daha ikna edip edemeyeceği, ederse Genel Başkan seçilip seçilemeyeceği, ya da bunlarla hiç uğraşmayıp, Erdoğan’ın yeni vekil listesinde yer bulamayacak isimlerle yeni bir parti, oluşum içinde mi yer alacağı hep sorulabilir.
Bu sorulara verilecek yanıtlar, şu aşamada tahmin ve yorumdan ibaret olacaktır. Ama kesin görünen, Erdoğan’ın “Yeni Türkiye” projesinin gerektirdiği değişimlere kendi partisinden başlayacak.