Dolayısıyla Mimar Sinan’ın (belki efsane belki gerçek) mektubunun 400 yıl sonrası için tavsiye ve bilgiler içermesi, alışkanlıklarımıza daha doğrusu ‘alıştıklarımıza’ o kadar ters ki. Söz konusu bir Batılı mimar olsaydı tamam da bizden olunca ağzımızın açık kalması çok normal! Zira son yıllar ‘günü kurtarmanın’ veya ‘şu üç günlük dünyada gemisini kurtaranın kaptan olmanın’ zirvesi! Bu zihniyet ülke için berbat bir sorumsuzluk virüsü. Ve bence Ebola’dan daha tehlikeli!
48 saat önce Amerika, IŞİD’i vurdu. Bölge tam ‘ne çıkarsa bahtına’ halinde. Bugün de bizde seçim var. Hayırlısı olsun elbette ve ‘Allah önce sağlık versin’ tabii. Ama bir yerde de ‘bugün geleceğimizin ilk günü’. Tercihiniz ne olursa olsun. Bugün artık ülke için bizden sonraki kuşaklar için uzun vadeli planlar yapmanın start’ını versek mi? Bugün her alanda ‘günü kurtarma’nın ayıp sayılmasının başlangıcı olsun diyelim mi?
Bugün hepimiz için belki 400 değil ama en azından dört, 14, 40 yıl sonrasını düşünüp o sorumlulukla yaşamaya başlamanın miladı olsun mu?