Hal bu iken, Davutoğlu, konu IŞİD’e gelince Dışişleri Bakanı gibi değil, tahlil yapan bir akademisyen gibi konuşuyor. Şu sözler de onun:
“IŞİD dediğimiz yapı radikal, terörize gibi bir yapı olarak görülebilir. Ama oraya katılanlar arasında Türkler, Araplar, Kürtler vardır. Oradaki yapı, daha önceki hoşnutsuzluklar, öfkeler büyük bir cephede geniş bir reaksiyon doğurdu… Eğer Irak’ta Sünni Araplar dışlanmamış olsaydı, bugün Musul, Anbar gibi vilayetlerde öfkelenme olmazdı. Tıpkı Suriye’deki gibi yüzde 12’lik bir kesimin ülkeyi yönetimi böyle olmasaydı bunlar yaşanmazdı. Öfkeden bir araya gelmiş bir insan topluluğu var.”
Bu sözleri “IŞİD’in meşrulaştırılması” gibi yorumlayanlar da var. Haksız sayılmazlar. Zira, bu sözlerde “siyasi tavır” yok, hiç yok.
Tayyip Erdoğan-Ahmet Davutoğlu ikilisi, Türkiye’nin burnunun dibinde, bir “ikinci ‘özerk Kürdistan’ doğmasın ve Türkiye Kürtlerinin gelecekteki muhtemel taleplerinin önüne geçilsin” diye, ülkemizin güney sınırlarında boydan boya “İD” gibi bir devletin doğumuna “ebelik” yaptılar.
Bu ikiliden birinin cumhurbaşkanı, diğerinin başbakan olacağı bir Türkiye’nin ve bölgenin geleceğini ona göre düşünün artık…