Dediğim gibi, Tayyip Erdoğan’ın söylemlerinin uzunca bir süredir “insanî, İslamî, vicdanî” özellikler taşımadığını, tümüyle ‘siyasi’ olduğunu gördüğüm için bu buram buram ‘ayrımcılık’ ve ‘ırkçılık’ içeren sözlerine şaşırmadım.
Maalesef gerek düşünce gerekse duygu dünyası, öylesine sığdır. Bir nebze ‘sofistikasyon’, “Affedersiniz, daha çirkinini söylediler, Ermeni dediler” diye bir cümle kurdurtmazdı ona.
Ama, ‘Milletin Adamı’ ve ‘Büyük Usta’ ve ‘Reis’ önünde iki büklüm eğilmiş çevresinden, herhangi bir konuda, bugüne dek tek bir ses, “Yanlış düşünüyorsunuz”, “Doğru bilmiyorsunuz”, “Öyle söylemeyin” diye bir itiraz dile getirecek cesareti gösterememiş olduğu için, ‘sığlık’ ile ‘kibir’in bu izdivacının sonucunda aniden böyle bir cümle çıkıveriyor ağzından.
Kürtlere ilişkin olarak da özü itibarıyla Ermenilere bakışından farklı bir düşünceye sahip olduğunu sanmıyorum. Nitekim Kürtlere ilişkin tavrının da, “insanî, İslamî, vicdanî” mülahazalardan kaynaklanmadığını, başta Roboski ve birçok başka vesilede görmüş bulunuyoruz.