Nuriye Akman: 'Saksı' ve 'monşer' komedyasına kahkaha atmayıp ne yapacağız?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Başbakan, Arınç’ın özgül ağırlığını hiçe saydığında kimse kahkaha atmamış, yüzlere acı bir tebessüm yayılmıştı. O ağırlığın korunması hepimizin yararına olabilirdi. İffetle kahkaha arasında doğrudan bağ kuran açıklamasına ise yüksek sesle gülenler var. İffet salt cinsel namusa indirgenemez ve bazı erkekler zamparalık yapmasalar dahi namuslu olmayabilir diye düşünülüyor. Kahkaha ihtiyacı kadın erkek dinlemez.

… Gerçekten bugünlerde gülmek için çok mazeretler bulunabilir. Bütün futbolcuların reis gol atsın diye kan ter içinde kaldığı o maç mesela. “Ay hele de formasına 12 numarayı seçmesi!” diye göbeklerini hoplatanlar çıkabilir yani. Doğrucu davut olmaya yeltenirken mütemadiyen Başkan Baba’dan fırça yiyenler cefakar halkımızı sonsuz neşelere gark edebilir. Say say bitmez. Yahudi Kongresi’nin öfkeyle geri istediği madalyanın nihayet geri verilme kararı kahkahayla karşılanabilir. Neden? İsrail’le olan askeri ve dahi ticari ilişkiler hız kesmeyecektir de ondan! Adalet Bakanının, hâkim ve savcıları abanın hem altından hem de üstünden salladığı sopalarla yönetmesi mesela. “Peygamberimiz bile kibirlendi ama bizde kibir yok” diyebilecek kadar aklı başından giden Ala, kahkahaların en yüksek perdesiyle karşılaşabilir.

Bir cumhurbaşkanı adayının, rakiplerine ağır hakaretler etmesi çıngıraklı bir kahkahayı celbedebilir. Saksı, monşer, satılmış… Ayol ne komik benzetmeler onlar! Ya kişiye özel mahkemeler kurarken, polislerle fotoğraf çektiren milletvekillerine “Mahkemeyi baskı altına alıyorsunuz” demeler? Gözaltında sınır tanımayan o nezih psikolojik işkenceler? Vallahi davullar eşliğinde kahkahalar ister bu manzaralar.

… Ayol ortada bir insanlık komedyası var ve bizim düzeltmeye gücümüz yetmiyor. Gümbür gümbür gülmeyeceğiz de ne yapacağız? Sokakta, bahçede, yolda, arabada, köşelerimizde kuytularımızda, yalnızken ve kalabalıklar ortasında delire delire kahkahalar atıyoruz. Valla bu kahkahalarımız kimi cezbeder, kimi ürkütür orasını bilemiyoruz.

Nuriye Akman’ın yazısı