Ey Allahım… Bu coğrafyada kadın olmak ne zor… Bir bu eksik kalmıştı: Kahkahayı nerede ve ne şartlar altında atacağımızın bize söylenmesi!
“Kadın, hareketlerinde cazibedar olmayacak” diyen Bülent Arınç, ‘iffet sembolü’ kadının tarifini yapıyor:“Nerede öyle yüzüne baktığımız zaman yüzü hafifçe kızarabilecek, boynunu öne eğebilecek, gözünü bizden kaçırabilecek iffet sembolü kızlarımız.”
O nasıl bir bakmadır Allahaşına, ki kız gözünü kaçırmak zorunda kalsın? Yani sevgili okurlar; cazibeliysek, bir de kahkaha atıyorsak, hem iffetsiziz, hem de etraftaki erkekleri günah işlemeye teşvik ediyoruz. Bu mantalite, günah işlemek için hiçbir teşvike ihtiyaç duymayan o erkekleri sorgulasa önce! Gülmek, hem de kahkahalar atarak fütursuzca gülmek kadar güzeli var mı? Hem kadının, hem erkeğin en büyük hakkı bu. Doyasıya gülebilmek…
Siyasetçilerin toplumsal değerler üzerine konuşması alışıldık; neden ahlak dersi vermeye kalkarlar, orasını bilmem. Kendini çok hikmet sahibi bulan siyasetçi ille de ders vermek istiyorsa; ‘iyi, doğru, adaletli olmak, kul hakkı yememek, vs’ üzerine sözler söylese topluma daha faydalı olur. Mahrem işler konusunda ‘ahlak ayarı’ ısrarından ziyade…