Ergenekon ve Balyoz genel başlığı altında anılan davalara inancı azaltan, akılları zorlayan yanlış tutuklamalar olmuştu. Yargılama sürecine ilk başlarda verilen güçlü halk desteği, o yanlışlıklar akabinde eksilmeye ve giderek tersine dönmeye başladı… Tadında bırakılmayan, güç sarhoşluğuyla veya hırsların tatmini amacıyla yürütülen süreçler, hiç kuşkunuz olmasın, hedefinden sapar ve başarısızlığa uğrar…
Geçmişin benzer süreçlerinin bir başka hatası daha galiba bu defa da kapıda bekliyor… Derin devleti tasfiye etme görevine soyunanlar, süreçten kendilerini güçlendirerek çıkaracak bir yol izlediler ve ilgiliilgisiz herkesi yargı süreci içerisine taşıdılar…
Kalabalık sanıklar… Birbirinden çok farklı eylemlerin içine boca edildiği karmakarışık davalar… Yürütülen davalarla irtibat kurmayı zorlaştıran yanlış isimlerin sürece ilintilendirilmesi… Akıl ve mantığa aykırı bazı iddialar… Sonunda bu yüzden bütün süreç çökmedi mi? Çöktü. “Yeni süreci bekleyen âkıbet de bu” demek istemiyorum elbette, ama ona yakın bir şey söylediğim de âşikâr: Eğer eski hatalar bu defa da tekrarlanır, intikamcı duygular, farklı hesaplar devreye girer ve mağduriyet görüntüleri yüzünden süreç yolundan saptırılırsa… Eh, işte o zaman, hem de eskisi kadar uzun sürmeden, bir büyük hayal kırıklığı daha yaşanabilir… Ben uyarayım da…