Öncelikle şunun altını çizelim: Hiçbir medya kuruluşunun birilerine seçim kazandırmak ya da kaybettirmek gibi bir derdi olamaz. Medyanın işi “hakikati” ortaya koymak. O hakikat insanları birilerine oy vermeye ya da vermemeye ikna edebilir ama bu gazeteciyi ilgilendirmez…
İktidar partisinin Ankara, İstanbul ve pek çok büyükşehri kaybetmesinin arkasında yatan sebeplerden birinin de “medyası” olduğunu artık açıkça görüyoruz. Bu illerde muhalefetin adaylarına karşı yapılan kara propaganda ters tepti. Özellikle Ankara’da Mansur Yavaş’ın üzerindeki medya baskısı tam tersi bir sonuç çıkardı. İktidar medyasının seçim zamanı stratejisi “saldırganlık” üzerine kuruluydu ve bu ikna edici olmadı. Öyle olmadığı gibi okuru / izleyiciyi uzaklaştırdı. Özellikle Doğan Holding döneminde -bir yanılsama da olsa- “ortada” duruyormuş gibi bir algı yaratan medya organlarının, Demirören döneminde çok kötü yönetilerek bu algıyı hoyratça harcaması izleyiciyi kaçırdı.