Ortada bu yargıçlara yönelik eleştirilerdeki üslup ve nitelemeler tartışmalı olsa da her tür suçlamayı hak eden bir vaka var. Ki, bu “yargı skandalı”nın Türkiye’nin yargı ve demokrasi mücadelesi tarihine kara bir leke olarak geçeceği kesin. Belki bu “vaka” dünyada hukuk fakültelerinde yargıda partizanlığın nasıl rezilliklere yol açtığının örneği olarak da okutulacak!
Ama bugün Türkiye’de yargının partizanlıkta nereye geldiğini dikkate almadan yapılan “7 kötü yargıç” eleştirileri, bir yanılsamaya da yol açıyor.
Çünkü olan, YSK’de “7 kötü yargıç”ın varlığı değildir. Tersine YSK’nin bu kararı, yargıda kadrolaşmanın geldiği yeri göstermesi bakımından çok daha önemlidir.