IŞIN ELİÇİN
“Bu ne biçim dünya. Kapana kısılmış bir kent sürekli vuruluyor. Nutkum tutuluyor. Kalemim tıkanıyor.”
Fehim Taştekin dün geceyarısı (21 Temmuz) bomba sesleri arasında Gazze’nin çaresizliğini twitter’dan böyle haykırıyordu.
Onun kaleminin tıkandığı noktada, oradaki meslektaşlarımla ilgili paylaşmak istediklerim var.
Türkiye’den benim bilebildiğim Fehim dışında, dört gazeteci daha var Gazze’de: TRT’den Ediz Tiyanşan (TRT-Türk/Kuzey Haber Ajansı) ve Mehmet Akif Ersoy (TRT-Haber) ile A Haber’den Ahmet Görmez ve kameraman Taşkın Ural.
Aba altından sopa
19 Temmuz gecesi İsrail Gazze’deki tüm yabancı gazetecilere bir e-posta göndererek aba altından sopa gösterdi:
“Gazze ve civarı savaş alanı/cephedir. Çatışmaları izlemek gazetecilerin hayatına yönelik tehdit içermektedir (ve ekipmanları da risk altındadır).
Hamas sivil nüfusun arkasına saklanma stratejisinin bir parçası olarak, bariz bir şekilde yaralanma ve ölüm riskiyle karşı karşıya bırakmak suretiyle, gazetecileri de sıklıkla canlı kalkan olarak kullanmıştır.
İsrail hiçbir şekilde sahadan haber yaparken meydana gelebilecek ölüm, yaralanma ve zararlardan sorumlu değildir. İsrail Hükümeti Basın Ofisi basın mensuplarına olası her tür önlemi almalarını tavsiye eder. Erez geçişinden çıkışları için yardıma ihtiyaç duyan gazeteciler Hükümet Basın Ofisine müracaat etmelidir.”
Ya Gazze’den çıkar gidersiniz, ya da öldürürsek sorumluluk almayacağız
Bu e-posta gazetecilere yönelik örtük bir tehdit, verilen mesaj şu: Ya Gazze’den çıkar gidersiniz, ya da öldürürsek sorumluluk almayacağız.
İsrail Gazze’de öldürdüğü çoluk çocuk kadın yaşlı genç kimsenin ölümünden sorumlu hissetmiyor kendisini, bu bakımdan gazetecilere yönelik tavrı şaşırtıcı değil. Ama şaşırtıcı değil diye kabul edecek de değiliz.
İnsancıl Hukuk der ki
İsrail Gazze’de Uluslararası İnsancıl Hukuku (savaş veya silahlı çatışma durumlarının etkilerini sınırlandırmak amacıyla insanlara -savaşanlar ve siviller- yapılması gereken asgari davranış ve yardıma dair kurallar bütünü) ağır şekilde ihlal ederek savaş suçu işliyor.
Bu yazı çerçevesinde kalmak için İnsancıl Hukukun gazetecilerle ilgili maddesini hatırlatmakla yetinelim:
Kural 34. Gazeteciler: Silahlı çatışmalarda görevli sivil gazetecilere saygı gösterilmesi ve (bu kişilerin) düşmanlıklara doğrudan taraf olmadıkları durumlarda korunması zorunludur.
Birçok gazeteci Gazze’den ayrıldı
İsrail’in gazetecilere yolladığı e-postadan, metni twitter’da paylaşan İngiliz gazeteci Peter Beaumont sayesinde haberdar oldum ve o gece derhal hem Ediz’le hem de Fehim’le haberleştim. Her ikisi de (diğer üç meslektaşımı da dahil etmeliyim) Gazze’de kalmaya, canları pahasına Filistinlilerin sesini duyurmaya kararlıydılar.
Onlara bu kararlarından dolayı, suçlulukla karışık bir hisle müteşekkirim. Ve biliyorum ki hepsi teşekkürlerimizi mütevazı bir şekilde karşılayacak, çünkü onlar mesleklerinin gereğini yapıyor ve elbette bu tür çatışma bölgelerine her gidişlerinde olduğu gibi zaten ölüm dahil karşılaşabilecekleri risklerin farkındalar, hepsini zaten göze almış durumdalar.
Yine de yukarıdaki uyarıyı izleyen iki günde birçok gazetecinin Gazze’den ayrıldığını belirtmeliyim. Onlara asla niye kalmadılar diye sitem etme hakkını kendimde görmüyorum. Hatta hiçbir yayın kuruluşunun, böyle bir uyarı ardından çalışanlarına “Orada kalın” demeye hakkı olduğuna da inanmıyorum.
Sadece bu dört arkadaşımın mesleki gereklilikten öte, vicdanları Gazze’yi, Gazzelileri terk etmeye el vermediği için orada kaldıklarını çok iyi biliyorum (Özellikle sosyal medyadaki paylaşımlarını takip ederseniz, bunu siz de göreceksiniz. twitter’daki adresleri şöyle: @fehimtastekin @ediz99 @ersoyakif1 @ahmetgormez ).
İlk kurban Halid
Son olarak bilmenizi isterim ki, sözkonusu e-postanın yollanmasından bir gün sonra İsrail ordusu Şicaiye’deki katliamı gerçekleştirdi. Filistinli gazeteci ve kameraman Halid Riyad Hamad, üzerinde açıkça PRESS/BASIN yazan bir yelekle, beraberinde sağlık görevlileri olay yerine ilk koşanardan biriydi.
Bu korkunç saldırıya kamerasıyla tanıklık ediyor, işini, görevini yapıyordu. Halid İsrail ordusunun hedefi oldu. Halid öldürüldü. Halid, 25 yaşında ve evliydi; karısı üç aylık hamileydi.
Filistinlilere yönelik soykırıma varan bu şiddeti, kalemlerini tıkanma noktasına getiren bu zulmü belgeleyen tüm gazetecilere selam olsun. Gazetecilik suç değildir.
Gazetecileri tehdit eden, onları susturmaya çalışanlar için de ne diyeyim ahım tutsun.