Sonuçta, ‘tek adam yönetimi’ne karşı isyan başlatarak Refah Partisi’nden beraber ayrıldıkları Gül’ün de adı geçiyor. ‘Yenilikçi hareket’le bayrak açıp Erbakan Hoca’nın treninden birlikte indiler. Milli Görüş gömleğini beraber değiştirdiler. Lidere başkaldırmak, ikilik fitnesi çıkarmak ve davaya ihanet etmekle birlikte suçlandılar. AK Parti’yi birlikte kurdular…
Gül’ün, kalkışta belirledikleri menzile gitmiyor, yön değiştirdi diye bindiği trenden bir daha inip, aynı mücadeleye baştan başlayacak enerjiyi kendinde bulamayacağını da hesaba katıyor olabilir.
Her halükarda, medya aşırı yoruma kaçıyor.
Artık düşük doğum yaptırma erkenciliği mi, tekdüzelikten çok sıkılmaktan mı, heyecan arayışı mı, salt habercilik refleksi mi, iktidarda çatlak yakalayıp onu büyütme arzusundan mı, kestiremiyorum.
Belki hepsi birden, her birinin kendince ayrı nedeni, motivasyonu olabilir.
Ancak bu aşamada henüz ne ‘küskünler hareketi’ diye uzun süredir kurcalanan aktörler dolduruşa geliyor, ne de Erdoğan. Görebildiğim budur!