Rembrandt mı, da Vinci mi? Hangisi daha büyük?

İki dahi sanatçı, Rembrandt van Rijn ve Leonardo da Vinci bu yıl büyük bir yıldönümü kutluyor.

Hollanda 2019’u resmen ‘Rembrandt Yılı’ ilan etti. Amsterdam’daki Rijksmuseum’un yanısıra iki müze daha sanatçının ölümünün 350’nci yılı için etkinlikler düzenleyecek.

Bu sene aynı zamanda Leonardo da Vinci’nin 500’üncü ölüm yıldönümü. Britanya’nın kraliyet koleksiyonu ve Britanya Kütüphanesi sanatçı için birer sergi düzenleyecek. Paris’teki Louvre Müzesi’nde de büyük bir retrospektif açılacak.

‘İki Daireli Otoportre’ (solda), ‘Mona Lisa’ (Sağda).

Rembrandt’ın eserleri insanı son derece içine çekiyor, trajik ve içe dönük. Portreleri Kral Lear’ın ressamlarına denk. Da Vinci ise aslında popstar. ‘Mona Lisa’ tablosunun karşısında akıllı telefonlarıyla duran turistler arasında kendini yalnız hissetmemek elde değil. Böyle bir ayin töreni Rembrandt’la pek mümkün olmuyor.

Hollandalı sanatçının ‘İki Daireli Otoportre’sinin etrafında kameralarla doluşan insanlar göremezsiniz. Rembrandt’ın gözlerine dilediğiniz gibi bakabilirsiniz. Çizdiği portre epey insani.

Da Vinci bu kadar insani bir tablo yapmış mıydı? İçsel benliği irdeleyen otoportrelerin tamamı eşsizdir ama Da Vinci’yi farklı bir klasmana koyan bir evrensellik söz konusu.

Derinlik mevzuna gelince Rembrandt’ın ‘İki Daireli Otoportre’sini ‘Mona Lisa’yla karşılaştırmak yanlış. Da Vinci’nin gerçek mucizesini idrak etmek için onun çizimlerine bakmak gerek. Bitirdiği çok az resim var ve hepsi patronun taleplerine karşı kendini ifade etmenin yollarını arıyor. Da Vinci’de doğa, tasarım makineler, silah icatları, sur planları da bulmak mümkün.

Tüm bu görsel soruşturmaların en büyüğü ise onun anatomi çizimleri. Bunlar Rembrandt’ın portrelerine sanatsal yanıt niteliği taşıyor. Aynı zamanda da bilimin mucizesi işte.

Hiç kuşkusuz Rembrandt resmin William Shakespeare’i. Ama Da Vinci’de de Shakespeare, Albert Einstein ve Wright kardeşler bir arada.

Guardian‘dan çeviren ve derleyen: Diken.