Üç konuda yanılmışım:
Birincisi, gömlek değiştirdiğini söyleyen Erdoğan ve ona zihinsel meşruiyet sağlayanların gerçekten demokrat çizgiye geldiği. İktidarın izlediği politikalar ve Hayrettin Karaman gibi isimlerin 2014 Türkiye’sinde “demokrasinin İslam’a uymadığı” görüşler, bir değişim olmadığı kanaatini güçlendirdi.
Kendisi de bir dönem Sudan’daki siyasi İslamcı harekette yer alan Prof. Hasan Mekki’nin şu tespiti, sorunun derinliğini gösteriyor: “Siyasi İslam, muhalefet ideolojisidir ve muhalefetteyken demokrasiden bahseder. Ama iktidara gelince farklı olana ne yapılacağına dair ne teorisi ne hazırlığı vardır. Ya biat ister ya düşman sayar.”
İkincisi, askeri veya bürokratik vesayet gerilerse ülkenin demokratikleşeceği. Balyoz, Ergenekon, 12 Eylül davaları, MGK’daki değişim askerin siyasetteki rolünü geriletti ama demokrasi olmadık. Bunun için bireylerde, toplumsal gruplarda ve tüm kurumlarda bir demokrasi kültür ve bilincine ihtiyaç var.
Üçüncüsü, dindarlar iktidarda olursa şeffaflık ve denetim artar, yolsuzluklar son bulur inancı. İhale yasasının 160 kez değişmesi, ihaleye fesat karıştırma cezasının yüzde 50 düşürülmesi, Sayıştay’ın etkisiz hale getirilmesi, imar-rant düzeni ve büyük yolsuzluk iddiaları, dindarlığın ahlakı garanti etmediğini gösterdi.
Umutsuz değilim, üzücü de olsa bu süreç sayesinde insanları tanıyacak ve inşallah bir gün hep birlikte demokrasiyi öğrenip hayata geçireceğiz.