Yasin Aktay: Erdoğan'ın Fatiha'yla başlayan konuşması mükemmel bir senfoni gibiydi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Fatiha hiç kuşkusuz Müslümanların hayat rehberi olan kitabın bir önsözüdür. Bir Müslümanın hayat felsefesinin özüdür. Siyaseti kendi kişisel kariyeri için veya belli bir ırkın, grubun mahdut çıkarları için yapanlara karşılık çok daha ‘değer’ bir şey için yapıyor olduğunu bundan daha güzel anlatamazdı. Hem bu girizgah ve Fatiha hem de konuşmanın tamamı, Erdoğan’ın siyaseti şu ana kadar nasıl sağlam temellere dayanarak yapmış olduğunu en net biçimde gösteren bir manifesto oldu.

Hiç kuşku yok, bu siyaset Türkiye’nin aşina olduğu bir tarz-ı siyaset değil. Bu felsefe de sırf laf olarak söylendiğinde gerçek olabileceğine insanın inanması zor bir felsefe.

Salt bu sözlerle başlandığında, insan ayakları yerden kesilmiş bir idealizmin rüzgarına kapılmış, hani başında ideolojinin kavak yelleri esen biri gibi algılanabilir.

Oysa bu sözler Erdoğan’ın ağzından çıktığında, mükemmel bir senfoni gibi, bütün yürekleri delip geçen tesiriyle hiç bir inandırıcılık sorunu hissettirmeden kalplerdeki yerini buluyor. Söze anlamını veren sözün lafzı değil, sahibidir.

Yasin Aktay’ın yazısı