Siyasi hayatına Erokspor’da mağdur santrfor olarak başlayan Tayyip Erdoğan, ceza sahası içinde uğradığı mağduriyetler neticesinde, mağdur gençlik örgütü Milli Türk Talebe Birliği’ne transfer oldu. Mağduriyet yeteneği kısa sürede fark edildi, hayırlı mağduriyetler yaşaması için Milli Selamet Partisi İstanbul Gençlik Kolu Başkanlığı’na getirildi, buradaki mağduriyetini aralıksız dört sene aktif mağdur olarak sürdürdü.
Milletin üstünden silindir gibi geçen 12 Eylül rejiminde burnu bile kanamadan mağdur olmayı başaran Tayyip Erdoğan, mağduriyetlerle dolu Beyoğlu ilçe başkanlığı mağduriyetinin ardından, hayatının en mağdur dönemlerinden birine, İstanbul il başkanlığı mağduriyetine başladı. Bilahare, mağduriyetten mağduriyete savruldu, uğradığı zulüm, işkence, falaka, maruz kaldığı darbeler, suikastlar, insanlık dışı muameleler neticesinde İstanbul belediye başkanı oldu.
Yerel seçim öncesinde ağladı, genel seçim öncesinde ağladı, referandum öncesinde ağladı, Allah’ım bu mağduriyet bitmeyecek miydi, iftiralar, bühtanlar, tasalar ve ıstıraplarla bezeli, mağduriyet üstüne mağduriyetlerle geçen mağdur senelerdi, mağduriyeti anlatmaya kelimeler kifayetsizdi, kelimeler bile mağdurdu yani, o derece, hatta bi ara soykırıma uğradığı bile yazıldı.
Çankaya köşkünde mağduriyetlerle dolu yepyeni bi mağduriyet dönemi onu bekliyordu, Adnan Menderes mağduriyetini, Abdülmecid dedemizin mağduriyetini, Bizanslı hanımların mağduriyetini önceki seçimlerde kullanıp bitirdiği için, bu seçime sıfır kilometre taze mağduriyetler lazımdı, bismillah ilk konuşmasında Alparslan’ın kefenini giyerek, Tarık bin Ziyad’ın gemilerini yakarak mağdur oldu, gerçi sayın ahalimiz Tarık bin Ziyad’ın kim olduğunu pek çıkaramadı ama, olsun, mağdurdu, bu kadarının bilinmesi yeterliydi, hem zaten acele etmeye de gerek yoktu.