Zalime göğüs germek Ali olmanın şanında var

BURAK KILIÇ 

@kaburet

Ali Bin Ebu Talip ve Ali Şeriati. İkisi de doğru bildiklerini anlattıkları için, ilericilikten bahsetti. Korkmadıkları için ve zalime dik durdukları için suikaste uğradı. Ali olmanın böyle bir kaderi var sanırım. Şarttır, karşısına hain çıkacak, dedikodu çıkacak, lince uğrayacak. Elbette böyle travmatik değil Ali Koç’un durumu. Altı üstü futbol bu. Ama altı üstü bir top oyunu olan futbolda bile en olmayacak iş yine bir Ali’nin başına geliyorsa ismin kaderine inanmaktan başka yol kalmıyor.

Ali Koç’la ilgili uzun zamandır yazı yazmak vardı aklımda. Öyle birikti ki yaşananlar, yazılmasaydı taşacaktı.

Serüvenin bugününe gelmeden hızlıca bir hatırlayalım.

Zalimle mücadele etti.

Aziz Yıldırım, Fenerbahçeli taraftarları stada almadı, protesto eden 18-19 yaşındaki çocukları siyah takım elbiselilere dövdürdü. Kulübün içindekileri keyfine göre kovdu, keyfine göre aldı. Herkesin sevdiği bir olguyu tekeline alıp, armayı, yanında olanlara ve karşı olanlara indirgedi. Ali Koç söz konusu zalimliğe karşı çıktığında tüm hiddetinden nasiplendi bu tiranlığın. Hain oldu, korkak oldu, plancı oldu, FETÖ’cü oldu. Seçim rakibi olmak hariç her şey oldu ve direndi. Yıktı geçti.

Herkes arkasındayken ve birlikteliği sağlayacakken bu kez “Beceremezler, kıyım yapacaklar” başladı. Direkt kendisine vuramayanlar, menajer Comolli’ye ve teknik direktör Cocu’ya vurmaya başladı. Elbette eleştirilemez değiller. Hem Ali Koç, hem tercihleri tenkite açıktır. Ama 20 yıllık diktatörlüğe gık demeden, 4 aylık yönetime külhanbeyi kesilmek en kibar haliyle ayıptır. Geriye kalanı ise hepimizin malumu. Başarısız performanslar ve hatalar… Hakaretlerle karşılandı. Geldiğimiz noktada ise şu gerçek artık kabullenmeli.

Ali Koç bir turnusoldür.

Fenerbahçe’den yana olup Ali Koç’a destek olanlar ya da Fenerbahçe’den yana olmayanlar.

Bu kadar net.

Kim kolay dedi?

Bir insanı yaptıklarıyla ya da ağzından çıkan sözlerle eleştirebilirsiniz. Hadi başlayalım.

Birliktelik, yapılanma ve gelecek kurmaktan bahsetti Ali Koç.

Süper yıldızlar getireceğim, mutlaka şampiyon olacağız demedi.

Çok acılar çekilecek dedi.

Elimde sihirli değnek var demedi.

Barış ve huzuru tesis etmeliyiz dedi ve ekledi; Türkiye’nin buna ihtiyacı var.

“Fenerbahçeli, dostuna dost, düşmanına düşmandır” gibi kutuplaştırıcı sözler söylemedi.

Şeffaflık olacak, herkes her şeyi bilecek; bilecek ki dedikoduya, şüpheye mahal kalmayacak dedi.

Kol kırılır, yen içinde kalır, baş yarılır fes içinde kalır demedi.

Hayallerim var dedi, tehditlerim var demedi. Özgürlük dedi, ben ne dersem o olur demedi.

Geldiğimiz noktada Ali Koç’un söylediklerine laf edemeyenler, söylemediklerinin üzerinden saflarını sıklaştırıyor.

Çünkü herkes biliyor. Ali Koç’un başarılı olması demek; Toroğullarının, Çakarların, ASporların ve şürekâsının çöküşü demek. Komisyonculuğun, dalkavukluğun, torpilciliğin, milisliğin bitişi demek. Bundan sebep bu yangın, bu feryat. Camianın çocuğu Volkan Demirel’ler, Aykut Kocamanlar… Kıyım yapacaklar… Eski dönem puan durumları paylaşımları ve dahası… Hepsi bahane. Mesele, ülkeye leş kokusu gibi yerleşen vasat seviciliğin, gelenekçi-gericiliğin muhafaza edilmesi. Yeni bir şeyden bahsedilirse düzenleri yıkılacak. Bunu en iyi onlar biliyor. Dertleri ne Fenerbahçe ne futbol, ne iyilik. Dertler ortak. Mamanın bitmemesi.

Taraftara ne demeli?

111 yıllık camia resmi olarak 19 kez şampiyon olmuş. Yanisi 5-6 yılda bir ortalamayla şampiyon oluyorsun. Arada büyük zaferlerin var. Mutlak başarın yok. Gündelik hesapların kitaba uymasıyla yıllarını geçirmişsin.

Aziz Yıldırım, “Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı kazanması bir tesadüftür” dediğinde hak veriyorsun. Planlamaya vurgu yapıp, Ali Koç’u bu yüzden destekliyorsun. Ama daha bismillah demeden nerede benim şampiyonluğum diye sızlanıyorsun. Evet taraftarlık bir tutku işidir. Uçlarda yaşarsın sevgi ve öfkeni. Ama maçtan iki gün sonra bile puan durumuna, spor gazetelerine bakıp, kelle avcılığı yapıyorsan öfkeden çıldırıyorsan kusura bakma beyim; sen Aziz Yıldırımlara, Yıldırım Demirörenlere, Dursun Özbeklere layıksın.

Yansın bütçeler! gelsin şampiyonluklar! Sonrası?..  Aman banane.

Herkes tarafını iyi seçmeli.

Toroğulları hüküm sürsün mü istiyorsun? Rakiplerinin maçlarındaki hakemlerden bahset.

Transfer sezonunun şampiyonu olalım, rakiplere laf çakalım mı istiyorsun? Bak orada hala duruyor Aziz Yıldırım, Demirören, Özbek. Tut kolundan kulübünün başına getir.

Planlamadan banane mi diyorsun? Aç Youtube’u izle: 0 çektiğini, 8-0 yenildiğini, Trömsöleri, Östersundsları.

Acıysa acı, kederse keder. Ya senin çizemediğin o rotaları çizenlere destek olacaksın, ya da geri kalmışlığının esiri olacaksın.

Nihayetinde ya Ali’den yana olacaksın ya karanlıktan.