Görüleceği gibi, Erdoğan artık sıkça konuşmalarında “200 yıl” tezine başvuruyor, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002’den geriye doğru giden iki yüzyılı tümden bir olumsuzluk dönemi olarak nitelendiriyor. Türkiye’nin başına gelen neredeyse
bütün kötülükleri bu tez üzerinden açıklıyor.
Peki Erdoğan iki yüzyıllık savrulma dönemi hangi spesifik olayla başlatıyor? Kopuşu tetikleyen hangi tarihi hadisedir? Bu soruya yanıt ararken kendimizi birden 19’uncu yüzyılın başında, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki modernleşme arayışlarının başladığı bir zaman aralığında buluyoruz. Erdoğan herhangi bir hadisenin adını geçirmese de mesajının bu dönemdeki Batılılaşma çabalarını konu aldığını tahmin etmek çok güç değil. İçinden geldiği Milli Görüş çizgisindeki muhafazakâr düşünce dünyasının koordinatları bu tahminde bize yol gösterici oluyor.
Bu açıdan baktığımızda, Başbakan’ın, 1839’da Sultan Abdülmecid zamanında ilan edilen ve Osmanlı’nın hukuk, eğitim, sanayileşme ve ordu da dahil olmak üzere pek çok alanda ilk kez Batılı kurumsal düzenlemelere geçiş yaptığı Tanzimat reformlarını –özellikle- kastettiğini ileri sürebiliriz. Bir başka deyişle, Erdoğan Çankaya Köşkü’ne doğru adım atarken, yalnızca bugünkü muhaliflerine değil, Tanzimat’a da tavır almaktadır.