Krizin esas sorumlusu iktidardır!
Tabloyu değiştirmek için 16 yıl boyunca en ufak bir adım atmayan, bilakis sıcak para girişini fırsata çevirerek balona dönüşmesi ve patlaması kaçınılmaz bir büyüme modelini ülkeye dayatan iktidar krizin esas sorumlusudur. İktidar bu tabloyu değiştirmediği gibi, bir de kendi rejimini kurmak ve kendi yandaş sermayesini yaratmak için memleketi “beton ekonomisi”ne mecbur etmiş, kaynakları rasyonel ve verimli olmaktan uzak, hepimizin geleceğini ipotek altına alan inşaat projelerinin temeline adeta gömmüştür.
Yolcu geçiş garantili yol, köprü, tünel ve havaalanlarıyla hasta yatış garantili hastanelere dolar üzerinden verilen taahhütler ceplerimizden sermayenin cebine on yıllar boyunca para aktarılması demektir.
Bu iktidar, 16 yıl boyunca sanayileşme adına tek bir adım atmadığı gibi, en son şeker fabrikaları örneğinde olduğu üzere Cumhuriyet’in bütün varlıklarını, TÜPRAŞ’ı, PETKİM’i, Türk Telekom’u satmakta en ufak bir tereddüt göstermemiştir. Dahası, on altı yılın sonunda Türkiye tarım ve hayvancılık alanında dışarıya bağımlı hale gelmiş, eti de samanı da ithal etmeye başlamıştır. Bu anlamda Babacan’la Jöleli ve Şimşek’le Damat arasında hiçbir fark yoktur, birbirlerinin takipçisidirler.